Herhalde üç-dört seferi buldu durup durduk yere ağlamalarım, gözlerimin dolması.. Neden? Bundan bir beş-altı ay sonrasını hayal ediyorum bir an da ondan.. Ailemi özleyeceğim geliyor aklıma, evimi, sokağımı, abone olmuş gibi bazı şeyleri hep onlardan aldığım dükkanları, komşularımı, çalıştığım yeri ve tabii arkadaşlarımı.. Alışkanlıklarımı özleyeceğim biliyorum..
Daha nice ayrıntılar var aklıma düşen.. Eşyalara baktıkça, onları yavaş yavaş derleyip topladıkça hepsi söz birliği etmiş gibi başka başka şeyler hatırlatıyorlar bana.. Albümlerime ve mektuplarıma elimi sürmedim daha.. En sona bıraktım onları.. En vurucusu da onlar olacak sanırım :((
Keşke şöyle kocaman bir gemimiz falan olsaydı bizim.. Doldururdum içine sevdiğim herkesi, herşeyi giderken.. Geride bırakmak, çok ağır geliyor şimdiden :((
Neyseki gidişimiz ertelendi bir süre daha.. Aslında benim vizemin çıkması birlikte gidebilmemiz için yeterli ama biz Ozan'ın da çalışma vizesinin onay almasını beklemeye karar verdik.. Onun eş durumundan gelmesi, vizesinin etkileyebileceği için ben de biraz daha vakit kazanmış oldum işte.. Yaşasın :))
..............................
Haftasonunu, gidince en çok özleyeceğimiz yerlerden birinde geçirdik.. Artık klasik haftasonu durağımız olan dağda :))
Yine çok eğlendik ve belki de -mevsim nedeniyle- son gelişimizdir diye iyice tadını çıkardık.. Ama belli olmaz, tam gideceğimiz hafta Ozan ani bir veda turu düzenleyebilir mekana :))
Bana "Ucunu çıkayıysan delmeci oluy.." diye kepçesinin ucunu çıkarttıran ve ağacı delmeye çalışan Yusufcuk :)) Sanırım böceklere ev yapıyordu :P
Tabii ki keyif :))
Bu da buraya her gelişimizde buz gibi suyunu içtiğimiz, hatta doldurup eve götürdüğümüz çeşme.. Özellikle de yürüyüş sonrası suyunu içmek harika oluyor..
(Edepiyat yaptım, farkındayım, pişman diilim :P )
Aşağıdaki ise, eve dönmeden çıktığımız kuşburnu toplama seferimizde karşılaştığımız manzara..
Erik ağaçları tüm meyvelerini dökmüş.. Görünce nasıl içim gitti.. Hemen koşup iki ısırık attım eli yüzü düzgün olan bir iki taneye, içimin gitmesi bir anda gitti!! Meğer zehir gibi acıymış, yabaniymiş erikler.. Ozan demişti ama !!
"Toypak oynamayı çok seviyoyummmmm!!"
Bir önceki yazıya gelen yorumlar için çok teşekkür ederim.. Tek tek listeledim "Mutlaka getir.." denilenleri.. Ama şu valizlerdeki kilo sınırlaması işi beni oldukça zorlayacak gibi.. Planımda Yusufcuğun valizini de kendi ıvır zıvırımla doldurmak var :P Ne de olsa orada çocuk kıyefetleri çok bol ve ucuzmuş.. Buradan pahalı pahalı alıp bir de taşımaya gerek yok di mi?.. ( Nasıl rahatlattım vicdanımı iki dakikada, kendime inanamıyorum! )
Şimdi biraz alışveriş yapmam lazım.. Etek almıştım bolca zaten orada bulamam diye.. Birkaç renk kaldı eksik.. Ama birkaç yazlık tunik (mevsimi de geçti yaa) ve özellikle de başörtüsü konusunda eksiklerimi tamamlamam lazım.. ( Şimdi İstanbul'da olmak vardı..) Amerika'da istediğim renk ve kalitede ipek eşarp bulabileceğimi pek sanmıyorum.. ( Varsa da ben bilmiyorum ) Ben ne olur ne olmaz diye bol bol başörtüsü götüreceğim.. Gömlek, kazak tarzı genel kıyafetleri sorun etmiyorum, oradan alırım.. Benim derdim orada bulamayacağım şeyleri almak.. Buna klasik ayakkabılar da dahil.. Oradaki kalıplar bizimkinden çok farklıymış ve fiyatlar da yüksekmiş duyduğum kadarıyla..
Bu arada, nereye gideceğimizi soran arkadaşlar oldu.. Hemen cevaplayayım, bir başkentten diğerine.. Aşağısı kurtarmadı :P
Gideceğimiz yer, bu linkteki fotoğraflardaki gibi bir yermiş.. Gidince ben de bol bol çeker, sizin için eklerim inşaallah..
Şimdilik bana müsade.. Ayrıntı gibi görünse de çok iş var yapacak.. Sadece evdeki kitap, dergi, fotoğraf, CD ve DVDleri ayıklamak ve düzenlemek bile ne uzun sürüyor anlatamam!!
Dağılmak, yerleşmek kolay ve sıcak..
Toparlanmak ise bir o kadar zor ve soğuk bir his..