17 Temmuz 2008 Perşembe

Aslında geçen haftanın başında yazsaydım, pek ağlak, pek hüzünlü, pek depresif bir yazı olacaktı bu.. İyi ki yazmamışım..


Sebebine gelirsek..
Evde möhim bir meseleyi halletmeye çalışıyorduk ama olmadı!!


Yusufcuğun tuvalet eğitimi başarısızlıkla sonuçlanınca -bez bağlanmadan asla yapmıyor beyefendi, tutuyor ne varsa, sonra beze yaptıktan sonra söylüyor, hatta kendi koşup bezini getiriyor ve usluca yatıp altını değiştirtiyor bana!! Düşünceli evladım benim :P- diğer meseleye el atmaya karar verdik ve facia gibi bir "anne sütüne veda" uygulaması yaşadık!!

Aslında benim Yusufcuğu anne sütünden henüz ayırmaya niyetim yok ama annesinin "Artık sütten kesin, sütün faydası olmaz (!!!) ısrarlarına ve Yusufcuğun da evde, sokakta, gece, gündüz sürekli emmek için huysuzlanmalarına dayanamayan babamız beni zorladı bu işe :P

Hafta başında öğlene kadar hem oyalayan hem de oyun çok olduğundan Yusufcuğa emmeyi yarım gün unutturmayı başardık.. Ama ne zaman ki öğle uykusu vakti geldi, ilk serenat başladı.. Emmeden uyuyamadığı içim dakikalarca ağladı miniğim..

Babası Yusufcuğun hiç susmadan ağlamasına ve benim söylenmelerime dayanamadı ve yumuşamaya başladı.. Karar açıklandı: "Eh madem, sadece uyurken emsin, aralarda emzirme.."

Emzirerek uyuttum minnoşumu ama uyandığında bizi daha büyük bir ağlama krizi bekliyormuş meğer.. Nereden bilelim?


İkindide ağladı, ağladı ve en sonunda resmen krize girdi Yusufcuk.. Ne motora binmek istedi ne gezmeye gitmek.. Babasına bağırdı, yerleri tırmaladı.. O küçücük boyuyla yumruklarını sıka sıka ağladı..

Onu o halde görünce benim de sinirlerim bozuldu tabii.. Gözyaşlarımı sular seller gibi akıtmadan önce makul olan şeyi yapmaya, yani Ozanla konuşmaya karar verdim :)) Yusufcuğu emzirmeye devam edeceğimi, ben ne zaman istersem o zaman bu meseleyi halledeceğimi anlattım.. Zaten kulakları ağlama sesinden iflas etmiş olan kocacığım "hayır" demedi tabii :P

Yusufcuk nihayet sütüne kavuştu ve neredeyse bir saate yakın emdi !!

Akşam yemeğinde de anne-oğula "bir daha "sütten kes" konusu duymak istemiyorum mealinde bir "cadı gelin resti" çektikten sonra bu iş de burada halloldu :P

Yusufcuğu emziren benim.. Gece her uyanışında, ağlayışında kalkan benim.. Gerektiğinde sırf onu emziremem diye bazı yerlere gitmekten, bazı şeyleri yapmaktan feragat eden de benim..

Eee, ben bunlara rağmen emzirmek istiyorsam, neden keseyim di mi bebişimi sütten?

Tamam ben de ilkokula kadar emmesi taraftarı değilim (:P) ama en azından iki yaşını tamamlamasını istiyorum.. Kaldı ki sütüm varken ve üstelik de evdeyken -çalışmaya sırf onun için ara vermişken- neden mahrum edeyim onu bu özel bağdan?

Neyse.. İnşaallah zamanı geldiğinde bu meseleyi de kolayca hallederiz..

Ama şu da bir gerçek ki, pek kolay olmayacak gibi görünüyor!!




Gelelim fotoğraflarla geçen haftaya..




Pazartesi


Bahçemizdeki çam ağaçlarından birinde iki küçük misafir bulduk..
Anneleri yiyecek aramaya gitmişti muhtemelen, ürkek ürkek bakıyordu bize yeni tüylemeye başlayan iki yavru kuş..

Yusufcuk "tuh" dedi hemen kendilerine ve "ciciğ ciciğğğ" yaptı :))

Tüm hafta boyunca izledik onların gelişimini.. Buralarda "yağdöktü" diyorlarmış adına.. Ben bir tür güvercine benzettim.. Ozan guguk kuşu diyor ama baktığım guguk kuşu fotoğraflarından hiçbirine benzemiyordu bu küçük yavrular.. Belki büyüyünce değişirler, bekleyelim bakalım :))



Köy "picema"m :))

Yine bulmuşum kendime göre, pembe güllü-dallı birşey..
Vallahi istemdışı, aldıktan sonra farkediyorum :P



Kuş yavrularına ek olarak bir de kocaman bir "tababa" bulduk o gün..
Hayvansever Yusufcuk, eşsiz şefkati ve büyük merakıyla hemen bağrına bastı onu da :))


Elleriyle besledi "tababa"sını..



Salı



Köyde ufak bir gezinti..
Kadraja takılanlar..





Köyün, oyunun tadını çıkaran Yusufcuk..






Çarşamba





Akşamüstleri babaannesinin ağaçlarını suluyor Yusufcuk..
En sevdiği şeylerden biri bu.. Eee, ne de olsa işin içinde su var :))

Annesi de boş durmuyor tabii..
O da çatıya çıkıp ağaçlarda kalan son meyveleri topluyor..
Ne de olsa çalışkan pi gelin :P



Perşembe


Kuşlarımız hızla büyüyor..




Cuma



Cuma günü maceralı bir gündü yine..

Babamızın ardına düşüp köy köy dolaşarak Dinar'a gittik motorla..
(Ben bu motora binme işini çok sevdim gerçekten.. Çok zevkli.. Yaz için ideal bir araç motor.. Rüzgar vurdukça serin serin gidiyorsun :)) Biraz sallıyor ama olsun, eğlenceli bişey.. )

Hımm, ne diyorduk.. Dinar'a gittik.. Ozan'ın iki arkadaşının ailelerini ziyaret ettik, gönüllerini aldık.. Sohbet, muhabbet güzel bir gün geçirdik fekaaat biz dönmeye karar verdiğimizde hava kapanmaya başladı.. Eve yetişiriz zannettik ama yolda yakaladı sağanak yağmur bizi.. ( Serin serin gidiliyor demiştim di mi :P) Çakıcı Köyü'nü yeni geçmiştik o sırada.. Ozan hemen geri döndü ve köyün eski imamının evini buldu.. Zaten bu amca babasının eski av ve atçılık arkadaşıymış ama senelerdir görüşmemişler hiç..

Yağmurdan sığındığımız (:P) evin halkı kapıda, sanki kırk yıllık dostmuşuz gibi karşıladı beni.. Ozan'ı zaten tanıyorlar ama bana da "gelinimiz" diye diye yer gösterdiler hemen.. Bu misafirperverlik çok ama çok hoşuma gitti.. Anadolu insanının güzel yönüne bir kere daha hayran kaldım..

Tanıştık, konuştuk.. İkram sofrası geldi hemen.. Bu sırada Yusufcuk da mest olmuş bir şekilde oradan oraya koşturuyor, gördüğü her hayvanı mıncıklamaya çalışıyordu!! Girişte amcanın özel yetiştirdiği av köpeğini zor aldık zaten elinden.. Resmen koştu, koştu atladı hayvanın üstüne, öpmeye!!


Bizi kapıda karşılayan sadece ev halkı değildi..
Bir de bu tatlı yavru kedicik vardı.



Ama daha sonra kedicik, bizi karşıladığına karşılayacağına pişman oldu, adım gibi eminim :P
Hayvancık hamur gibi yoğruldu Yusufcuğun elinde!




Gel bakiim kedicik, muk muuuğğkkk :))



Ahmet amca av ve hayvan meraklısı olduğundan, evin bahçesinde köpekten kekliğe, Denizli horozundan kediye pekçok hayvan vardı..


Eminim birçoğunuz hiç keklik görmemişsinizdir hayatınızda..
Ama üzülmeyin.. Ben kendim görürüm de sizi unutur muyum..
Asla aslaaaa :P


Bu bir palaz, yani yavru keklik..



Bunlar da büyüyüp serpilmiş olanlar :))







Cumartesi



Yarıda kalan hamak keyfimiz..



Bir önceki gün geleceğini haber veren fırtına!!





Bu da fırtınaya direnen Yusufcuk..


Sanki uçacakmış da onun için tutunuyormuş gibi çıkmış di mi?
Oysa sadece ben fotoğraf çekerken o da balkon duvarına tırmanmaya çalışıyordu o rüzgarda!!





Pazar


Yavrular iyice büyümüştü artık..
En son böyle görünüyorlardı..




Evciler'de pazar kurulur da Kuaybe görmeden rahat eder mi?


Bu da daha önce bahsettiğim tezgahlardan biri..
Pazar çantası, tırmık, nacak.. Şehirlerdeki pazarlarda göremezsiniz bunları, iyi bakın :P

.......................


Yusufcuğum iyice dillendi burada, kalabalıkta..
Yazabilirsem bir de diyaloglarımızdan çeşitlemeler yazayım inşaallah..
Hatta köydeki teyzelerle aramızda geçen diyaloglardan unutamadıklarımı, ilginç insan ve nesne isimlerini ve lakapları da yazayım..

Ama şimdi kaçayım..
Bu fotoğrafları düzenleyip yüklemek kaç saatimi aldı biliyor musunuz :P


10 yorum:

[nisanur]&[hatice] dedi ki...

alıştınız iyice köy hayatına temiz havada ohh ne güzel.
bu yazıdan sonra insanın memleketi geliyo aklına ,çocuklar içinde özellikle çok iyi baksanıza ne güzel oynuyo bütün hayvanlarla benim kızım kafesteki kuşa bile iki adımdan fazla yaklaşmıyo.

gülücüklerim benim dedi ki...

Köy maceralarınız harika, picamanıza da bayıldım, alıp götürüyorsunuz bizi bildik diyarlara, Anadolunun her yeni sanki aynı, ha ege ha içanadolu, ha karadeniz, memleket olsun da neresi olursa olsun, köy hayatına dair ne varsa bize yaşatıyorsunuz teşekkürler.

annecik dedi ki...

fotolar gayet güzel kuşlarınız hayırlı olsun yusufcuğun süt olayına senden başkası karar veremez tuvalet eğitimini hiç söyleme benimde başımda bu konu iyice dinlenin eğlenin sakin ortamı özlüyor insan

zehra dedi ki...

koy hayatı yusufcuga yenı bır cok sey katmısa benzıyor ve cok mutlu gorunuyor onun adına cok sevındım
bırde su sut meselesı ne kadar uzulmus melegım benım yazık kıyamam ben ona ama sonucta tatlıya baglanmıs ya
cok sukur

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Oy ben kıyamam ona. Sütten ayırma süreci ne kadar sancılıdır iki taraf için de. Hem anneyi, hem bebeciği hırpalar. Allah yardımcınız olsun. Sen ne zaman istersen elbette o zaman kesersin. Bazı yavru da zor bırakır yahu. Ben en son başa çıkamayınca, bir haftalığına ananede kalmıştı ve hasretinden ölmüştüm. Anne nolur geleyim size diye yalvardığımı hatırlıyorum. Bir hafta sonunda eve geldiğinde ilk sözü "anne memeee" olmuştu yalnız.:))

Kedi sevmesini yesinler onun. Bence kedicik hayatından oldukça memnun görünüyor. Zaten istemese sevdirmezdi kendini kanımca.:))

Ayrıca motor, serin ve ıslak bir taşıma aracıdır değil mi?:))

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Unutmadan picamene bayıldım. Ayakkabılarla sergilediği muhteşem uyum da gözümden kaçmadı. Mavi çiçek, mavi ayakkabı olayı yani.:))

ŞimalŞimal dedi ki...

yaa şu balkona tırmanmaya çalışan Yusufcuğun resmi süper
wallahi bayıldım yani
çok iyi yakalamışsın :)

anne sütü meselesi üzüldüm :( hayırlısı bakalım, 2 yaşına kadar emzirebilrisen ne mutlu sana :) inş.

"picama" şokk şekerr :) iyi günlerde giyesin inş.

Kuşlar da büyüdü emme sanki Yusufcuk kuşu da çok büyüdü gibi geldi bana :) Boyu uzadı yani fotolardan öle geldi bana, hakkaten uzadı mı?

selam ile...

uragan dedi ki...

Çocukların kendi zamanlamalarını dikkate almak lazım, zorlamamak lazım bazı şeyler için, hem sütün varsa, çocukta emiyorsa 2 yaşına kadar ver tabi kardeşim, bakma sen kayınvalideye:)
vur yumruğu masaya, "yetti gari" deyiver:)demişsin ya gerçi.
şalvar mı o üstündeki, rengarenk :)
fotoğrafın üstünü de görmek istiyorum ben ama:)

Kremali'nin annesi dedi ki...

Yav ben en cok su kuslarin buyume hizina takilmis durumdayim; bence doping yemis bunlar. Yusufcugun anne sutunden mahrum kaldigi zamanlarda pantlardan tolup tasan sutler ziyan olmasin diye onlara mi ikram edildi acep? Yusufcuk ve de sut kardesleri:PP

Ve ben de picamaya bayildim!!! O ne guzel renk cumbusu oyle? Hele mavi cici pabuclarla nasil da uyumlu. Ama tikkatimi celbetti, o koy yerinde nasil da kirlenmeden kalabildi senin palerin pabuclarin bakiyiiim? Yoksa, yoksa, butun o tarlalarda calisan, topraga camura bulanan sen degil de dublorun muydu? Zaten nohut toplayan bacimiz da, ari kovanina dalan arkidis te, bir hayli kamuflajliydi hatirlarsaniz:PP

Son olarak, sutle ilgili mevzularda bebelerin dedigi oluyor maalesef. Keske benim oglan da bana bu kadar duskun olsaydi; sutten degil ama emmekten sadece 3 aylik bir bebeyken vazgecti ve ne yaptiysam kararini degistirmedi. Biz bu oglanlari degis tokus mu yapsak bir sureligine Kuaybecim, ne dersin?

KelebekGibi dedi ki...

Sizin tatil en süperi valla, mis gibi hava, hersey dogal ve güzel...Yaa Kuaybe cok sanslisin varya:)
Fotolara bayildim, köy manzaralarini ,hayvanlari iyi yakalamissin.
Picemanda cok hos, bende renkli seyleri severim bu da beni acti tam:)
Benim kizimada köy hayati gerek, banada:) Böcekten ,sinekten korkuyoruz sehirde, orada ic icie olunca alisir insan en azindan. Birde ben köyde büyümüs biri olarak 8 yasina dek hala böyleysem...

Sevgiler size ..