26 Ağustos 2008 Salı

Dikkat.. Acans son haberleri geçmekte :P




- Hastaneye gidemedim ama kendimi o günkü kadar kötü hissetmiyorum.. Yine de bu haftasonuna kadar tahlil meselesini halletmek istiyorum..



- Yusufcuk yeni duruma biraz ayak uydurmaya başladı galiba.. Bugün ilk defa öğle uykusundan uyanınca emmek istemedi, daha doğrusu sormayı unuttu.. Artık gündüz ememeyeceğinin farkında.. Arada bir gelip şansını denese de "Sen artık iki yaşındasın annecim, emme bitti, hem uff olmuş, ben sana dolaptaki sütten vereyim.." deyince artık daha kolay ikna oluyor.. İlk günlerdeki gibi ağlama krizine girmiyor..

Bu beni çok rahatlattı.. O gerilmeyince ben de gerilmiyorum..

Ayrıca iki yaşında olmak da hoşuna gidiyor sanırım küçük beyin.. Yaş meselesi açılınca "üki" diyor hemen parmağıyla göstere göstere ve şirin şirin sırıta sırıta :))



- Harıl harıl dergi için yazı derlemeye çalışıyorum.. O kadar tatilin üstüne fena kastı bu beni :P Yine ard arda üç sayı lazım ve Yusufcuk beni hiç rahat bırakmıyor.. Bir de şu anda kullandığım internet bağlantısı wireless olduğu için ve bunun normal bağlantılara göre bebekler için çok çok zararlı olduğunu duyduğum için onun yanında bilgisayar kullanamıyorum.. Ne çalışabiliyorum ne blog yazabiliyorum, hoff..



- Aramızda geçen birkaç diyalog:


- Yusufcuk, sen nesin?
- Bebiğğğşşşşşş..
- :))))



- Anne yap, yağtak yap..
- Tamam annecim, uyuyacak mısın?
- Hı hıı, uyağğ..
- Tamam o zaman gel salıncağında sallayayım seni..
- Hayiy, memeğğ..
- :)))



- Yusuf hadi gel bana şu hayvanlar kitabını bi oku bakiimm.. Bunlar ne annem?
- Kokek, miavv, vil, öğgek, kuğğka, dodun, tuş, iğhaaa, vağye, ögüüüü..
( Yani köpek, kedi, fil, ördek, kurbağa, koyun, kuş, at, fare ve böcek :) )



- Eğer bugün daha önce yayınlama şansım olsaydı, "Bugün Yusufcuğun lazımlığına çiş yaptığı ilk gün.. Galiba hiç ummadığım bir anda tuvalet eğitimine de başlıyoruz.." yazacaktım ama sonraki gelişmeler bunun sadece Yusufcuk açısından bir zamanlama hatası olduğunu gösterdi.. Aslında o sefer de sonrakiler gibi pantalonuna yapacakmış ama annesi yanlışlıkla farkedip lazımlığa oturtuvermiş hemencecik işte :P

Yine bağladık bezimizi haliyle..



- Geçen hafta bugün Esra teyzemiz geldi bize taa Konyalardan.. Bir gece misafir etme şansımız oldu ve Yusufcuk da ben de sevinçten havalara uçtuk.. Uzun uzun yazayım, güzelce anlatayım derken, bizim gündeme ve benim fırsatsızlığıma kurban gitti o gün.. Esra da sitem etmiş bana bahsetmedin diye ama n'apiim tatlım yaa.. Bir akşam yemeğini bile dört seferde ve toplamda iki odada yediğime sen de şahit oldun!!

Esram, düğünüme gelen yegane lise arkadaşımdır, yeri çok özeldir bende.. Taa yedi sene önceyi konuştuk onunla.. Düğüne gelirken bana aldığı hediyeyi gösterdim ona, o da ben de çok duygulandık yeniden.. Onun sayesinde neler neler hatırladım bir bilse..

Yusufcuk bütün gece esir aldı zavallımı resmen.. "Abyaa, geh geh.." diye diye sürekli odasına çekiştirdi durdu Esra'yı.. Bütün oyuncaklarını ayrıntılarıyla tanıttı, onların legoları defalarca toplayıp toplayıp boşaltırken bana fenalık geldi!! Allahtan Ozan imdada yetişip Yusufcuğu gittiği çay ziyaretine götürdü de biz de üç saat kafa dinleyip muhabbetin dibine vurduk :))

Ama Esra'nın bugün telefonda dediğine göre durum vahimmiş.. Başucuna koymuş Yusufcuğun fotoğrafını, özleyip duruyormuş.. "Keşke hiç görmeseydim yakından.." dedi!

Esra, yine gelllllll.....



- Yusufcuk artık "kendi odam" kavramına alışmaya başladı.. Geçen hafta tatil dönüşü büyük temizliği yaparken salonu baştan düzenledim ve şimdiye kadar dolaplara kaldırılmış bekleyen tüm aksesuarlarımı yeniden yerlerine yerleştirdim.. Yusufcuğun oyuncaklarını odasına topladım ve ona şirin bir oyun alanı yaptım.. Bir dolabı da tamamen oyuncaklara tahsis ettim :)) Öğle uykularını da odasında uyuyor artık bebiş.. Uyuyunca oraya taşıyorum, orada uyanmaya alışsın diye..

Şimdi artık her büfeye çıkmaya çalıştığında ya da fotoğraf çerçevelerinden birini kaçırmaya kalktığında müdahale ediyorum ve onların oyuncak olmadığını, burada oyun oynayamayacağını söylüyorum.. "Odanda oynayabilirsin.." dediğimde gidiyor ve güzelce orada oynuyor.. Tabii her beş dakikada bir beni de elimden çekiştirip yanına sürüklüyor, o ayrı..

Her adımda ayağıma bir oyuncağın köşesinin batmasından kurtulmuş oldum böylece :))



- Bu kaçamak fazla uzadı! Ben acilen güzel bir mesel bulmaya gidiyorum..

5 yorum:

gülücüklerim benim dedi ki...

Aferin Yusuf'cuğa memesizliğe alışmaya başlamış bile, Allah kolaylıklar versin, bu arada kendinizi ihmal etmeyi unutmayın

((Y*A*S*E*M*i*N)) dedi ki...

Azmin zaferi yani..
İnşallah tamamen alışacaktır memesizliğe.

Oyuncakları odasında toplamak süper bir fikir ama henüz bizimki odasında yalnız oynamaya alışık değil.
uygun zamanda uygulamaya geçeceğim bu fikri. Zira ayaklarım bazen isyan ediyor oyucaklardan.

yasenin dedi ki...

Allah yardım etsin bir süre sonra bizde bebişi memeden keseceğiz nasıl olacakki 8 seneden sonra aynı şeyleri yaşamak zor olacak sevgiyle

Kremali'nin annesi dedi ki...

Acans hanim! Acans Hanim!

Lutfen Yusufcugun sirinlikleriyle gevseyip kendinizi ihmal etmeyiniz. O tahliller bu haftasonuna kadar yaptirilacak, Yusufcuk babasiyla gezmelere gonderilip evde dostlarla daha fazla keyif catilacak.

Bir dahaki acans haberinde bu tur gelismeleri duymak istiyoruz kamuoyu olarak:)

uragan dedi ki...

yılmak yola yola devam:)
alışacak kerata:)
çalış kuaybe çalış, kuaybe çok çalış:)