14 Ekim 2011 Cuma

Bir ruya gordum ben..

Uc ay onceydi bundan.. Okyanus kabarmis, hircin hircin dalgalar vuruyordu evimin onune.."Allah Allah, okyanus yok ki Austin'de, kiyida oturmuyoruz ki, bu da nereden cikti simdi?" dedim kendi kendime..

Sapsariydi gokyuzu.. Yer gok sapsariydi..

Vuran her dalga topraklar getirip yigdi evin onune.. Kumdan tepeler oldu pencerelerimin onu.. Ben, seyrediyordum dehsetle olan biteni..

Damla damla sular sicradi pencerelerime.. Ben "Dalgalar eve girmedi, birsey olmadi bize.." diye sevinirken annem belirdi yanimda.. Evin tek acik penceresini kapatti iki yanindan tutup usulca.. Disarda kaldi hersey.. Firtina, okyanus, dalgalar, sari gokyuzu.. Daha dogrusu ben disinda kaldim herseyin, uzaginda..

"Asim" diyerek uyandim sonra.. "Asim'a birsey olacak.." diyerek..

Cunku sariydi yer gok..
Tipki sari saclari gibi onun.. Aile icinde, cocuklugundan kalma lakabi gibi, "sari"..


Ve cok gecmedi uzerinden, vefat haberini aldim kardesimin..


Okyanus gercekten de firtina getirdi bana..
O evimle, ailemle, ait oldugum yerle aramdaki koca okyanusun ardindan sadece bir haber ulasti bana.. Sadece damlalar..

Haberi veren annem, tipki ruyamdaki gibi kapatti pencereyi usulca.. "Verdik topraga.." dedi..





Ben disinda, uzaginda kaldim herseyin..


Cok agladim, cok cirpindim "Niye bekletmediniz?" diye, "Son bir kez gorseydim en azindan yuzunu" diye ama olmadi, goremedim.. Bana haber vermeden vermislerdi topraga.. Bekletirlerse giderim diye.. Icimdeki cani da ya kaybedersek diye..

Sekizinci ayiydi hamileligimin.. Bacaklarimi hissetmemeye baslamistim annemle konusurken.. O gun durdu bebegimin hareketleri.. Ve o gun onu da kaybedecekmisim gibi hissettim.. Hazirladim kendimi herseye.. Ne o gun ne de sonrasinda Turkiye'ye gitmeye cesaret edemedim..

Firtina ulasmadi bana evet ama o camlarima vuran dalgalardan cok daha fazlasi akti gozlerimden.. Ve ben hayatimda ilk defa, kipkirmizi, sis, acamadigim gozlerimi, acisindan silemeyecegim kadar cok agladim..


O gunun gecesi bahcesine ciktim evimizin.. Dolunay vardi, tipki bu gece gibi.. Konustum kardesimle uzun uzun.. "Demek gittin ha" dedim, "Gittin demek bu hic sevemedigin diyardan.."


Oradaydi, dinledi beni, biliyorum..


Gecelerce uyuyamadim once.. Sonra gunlerce uyudum.. Cok agladim, cok sordum, cok kayboldum..

Her sordugumda, her siginisimda O'na cevapladi ama beni Rabbim.. Dedi ki:

" Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkca göstermek için dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. (Hac Suresi , 5)

Şimdi Allah'ın rahmetinin eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir? Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten diriltecektir. O, her şeye güç yetirendir. (Rum Suresi, 50)

De ki: "Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra kendisinde hiç bir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi bir araya getirip-toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler." (Casiye Suresi, 26)


Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi,35)

Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir. (Zümer Suresi, 30)"

Yani dedi ki bana, "Ben yarattim kardesini, Ben tayin ettim omrunu ve Ben diledim onu yanima almayi.. Sizin degil, Benimdi cani.. Ama kavusacaksiniz yine.. Ahirette bulusacaksiniz.. Inaniyorsan.."

"Inaniyorum, bekliyorum Rabbim.." dedim ben de.. Sustum, biryerlere kactim kendi icimde..

Hergun mutfak penceremin onundeki menekseleri sulamaya devam ettim ama.. Zorla yemek yaptim hergun.. Lavabolari ovdum, ocagimi temizledim, yerleri sildim.. Ogluma mutlaka okudum masalini her gece, yatmadan once.. Neden agladigimi her sordugunda hergun defalarca, ivir zivir bir suru bahaneler buldum ona.. Inanmadi ama olsun, alisti en sonunda.. Ben de hayata kucuk kancalar takmaya devam ettim.. Hersey normalmis gibi, hersey eskisi gibi olabilirmis gibi..

Her yataga yatisimda "Bir daha hic uyanmayabilirim.." dedim ama o gunden sonra.. Tipki Asim gibi.. Tipki onun yatip, bir daha kalkamayisi gibi..

Tipki onun, hep gitmek istedigi bu diyara 26 yil dayanan kalbinin bir anda durmasi gibi, defalarca durdu benim de kalbim zihnimde, defalarca oldum oldum dirildim ben.. Sikisan nefesim acilsa da sonunda hep, ben uykulardan, gecelerden korkar oldum..

O gunden sonra herkese "olecek" gozuyle baktim ilk defa gercekten.. " O da olecek ve birakip gidecek beni birgun aniden, ben hic beklemiyorken.." Ya da ben birakacagim sevdiklerimi, onlar kalacak arkamda.. Ogluma bakip bakip agladim gunlerce.. Ozani seyrettim gecelerce uyurken.. "Fani" ne demek, o gun bildim belki de..

Ve o gun anladim senelerce sadece okudugum ama hic anlamadigim, ne demek istedigini hic dusunmedigim, hissetmedigim hadis-i serifin ne demek istedigini.. "Agizlarin tadini kaciran olumu sikca hatirlayiniz."

Olum, insanin agzinin tadini kaciran birseymis gercekten de.. Nesesini, enerjisini, herkese ve herseye yukledigi anlamlari, onemleri.. Hepsini ama hepsini alip goturen birseymis kendisiyle beraber.. Ne kadar yakinsa sana kaybettigin can, o kadar cok hem de..




Simdi bakiyorum da geriye, uc ay..

Uc ay sonra ben, simdi, kucagimda uc haftalik minicik kizimla yine agliyorum usul usul.. Rahmet dileye dileye kardesime..

Kizim, minik kizim..
O gunden beri beni yeniden baglasin koptugum, savruldugum herseye diye, yeniden tat olsun agzima diye umut umut bekledigim bebegim..

"Hayat" diyorum, "iste tam da bu belki de.. Giden canlar, gelen canlar.."

Ve sukrediyorum Allah'a.. Bana yavrumu tam da bu buyuk kaybin ustune sag salim verdigi icin.. Beni toparlayip "yeniden baslattigi" icin.. "Gulsima"min, kucuk gul yuzlumun yuzune bakip bakip yeniden gulumsettigi icin..



Asimim, cennetlerde bulusmak duasiyla..
Burada nasip olmadi ama insaallah sen, o zaman opup koklayacaksin gul bebegimi..


Rahmetiyle muamele etsin sana Rabbim..
Amin..

24 Ocak 2011 Pazartesi

Denedim ama olmadi..

Olmayacak da sanirim.. Geri donemeyecegim ben buraya yazmaya..

Hic habersiz olmasindansa kisa da olsa bir "hoscakalin" demek istedim.. Simdiye kadar burayi takip eden, okuyan, yorum yazan, guzel dileklerini dualarini benimle paylasan herkese cok ama cok tesekkurler..

Gitmeden son bir dua talebim daha var ama..

Ikinci kez anne olmayi nasip edecek insaallah Rabbim bana.. Yepyeni heyecanima, dualariniz eslik etsin, olur mu?


Belki ilerde birgun, yeniden.. Belki anne olunca calismaya ara verirsem.. Belki yine adimla, belki hickimse kim oldugumu bilmeden.. Donmeyi umuyorum..

Tanisam da tanimasam da simdiye kadar benimle birseyleri paylastiginiz icin hepinizi cok seviyorum..

Hoscakalin..

9 Aralık 2010 Perşembe


Bir bayram gecti yazmadigim arada buralardan, bir Boston macerasi kocaman..


Sonra okulda programlar, dersler, ev.. Artik kucuk arkadaslarim haline gelen ogrenciler.. Onlarla gezmeler, yemek yapmalar, turnuvalar.. Yarin da tum siniflarimla bir yilbasi cekilisi hediyelesmesi ve kutlama -onlar icin ne kadar onemli bu anlatamam, ama ben de bir parcasi olmak istedim, onlar "iyi bayramlar" diye kostura kostura seker toplamaya geldiler cunku sinifima defalarca, bayram kartlari hazirladilar bana, pano yaptilar, simdi de ben onlarin sevincine ortak olmak istiyorum)


Burada okulun son on gunu.. Kis tatiline giriyoruz ondan sonra, iki hafta.. O arada uzun uzun yazmak nasip olur insaallah.. Yine vakit yok, yine !! Bu Amerikan hukumeti cok calistiriyor bizi coooooooookkkkk !! Ozel okulda calisiyor olsaydim nasil olurdu, yine bu kadar yogun olur muydum bilmem ama bu devlet okulunda bile alti gun kostur kostur, ancak yetisiyor isler !!


Neyse sizi simdilik bu fotografla bas basa birakiyorum -yine pembeli :)- ben en kisa zamanda hemen yine kacarim buraya :)) Bu arada, bir oncek yazima birakilan birbirinden guzel butun yorumlara cooooooooookkkk tesekkur ederim.. "Iyi ki yazmisim" dedirdiniz bana yine..

14 Kasım 2010 Pazar

Bu sayfayi okuyan var da yazan yok anlasilan !!



Bir onceki postta o soruyu yazip da kactigimda aklimin ucundan bile gecmiyordu bu kadar cok yorum ve mail gelecegi.. Beni paylasmaya iten, yazmaya iten birsey var icimde.. Kendimi bildim bileli var bu.. Ama paylasacak kimse olmasa anlami olmaz yazmanin..



Buradasiniz !! Tesekkur ediyorum..

Her firsatta az da olsa buraya yazmaya bir kez daha soz verdim kendime.. Oglum icin ve sizin icin.. Neden bilmiyorum, yazdiklarim degerli birileri icin.. Gercekten bilmiyorum, neden?



Ama bilmesem de sebebini, cok guzel bir duygu bu.. Tesekkur ederim.. Bazen insanin herseyden cok ihtiyac duydugu sey bu.. Bir muhatab, bir ses, bir yorum, bir anlayan.. Paylasan biri iste.. Aktarilan neyse onu paylasan biri..





Tamam iste.. Yaziyorum yeniden !!
Hep orada olun tamam mi?





Bugun soyle bir geri baktim, bir dusundum de on ayi gecmis biz Amerika'ya geleli !
Neler neler olmus, neler degismis..



En cok da ben degismisim !



Aslinda neler neler yazmak istedim ben buraya.. Cogunu kafamda yazdim hatta, fotograflar ekledim ama hep birseyler gecti onune, hep "Aksama kalsin"lara kurban gitti !! Aksamlar sabahlari, sabahlar aksamlari kovaladi bir telas icinde..


Koskoca bir Ramazan geldi gecti mesela.. Gurbette ilk Ramazan.. Iki satir yazamadim.. Buruk iftarlar ettim.. Kimseye birsey belli etmedim.. Burada boyle cunku, birisi yaranin kabugunu kaldirmayagorsun, herkesin gozunden suzuluyor yaslar.. Okulda oyalandim bol bol, unuttum kendimi dinlemeyi..Yemek bloglarina baktim, tarifler denedim, -hic gulmeyin- biber kizartmalarini bile aglamaya bahane ettim.. Youtube'dan iftar-Ramazan videolari izledim bazen, pencerede ezani bekleyen bir cocugun ilk sedayi duyup da sofraya kosusundaki neseyi illistiriverdim kalbimin bir kosesine.. Yine de eksikti birseyler.. Hep eksikti..

Ama sonra degisti birseyler.. Okulda yavas yavas tanisinca insanlarla, bircok Amerikali arkadas geldi evimize.. Sofralarimiz onlarla senlendi.. Paylastik, konustuk, anlastik.. Sonra cabucak gecti gitti koca ay.. Ben son gun bir baktim, bu Ramazan hayatimin en bereketli Ramazani olmus !! Simdiye kadar hic bu kadar cok misafir agirlamamistim Ramazan'da..





Ardindan Bayram tabii..

Ben bayramda yanliz olacagiz burada, annemleri goremeyecegim diye basinin etini yerken Ozan'in 'beterin beteri varmis' demek zorunda kaldim.. Ozan Turkiye'ye gitti bayramda, "EVET" demek icin.. Yusufcukla bas basa gecirdik bayrami.. Ama yine de guzeldi.. Ozellikle bayramin ilk gunu burada okul gunune denk geldigi icin cok coskulu gecti benim icin.. Ogrencilerime sunumlar yaptim bayramla ilgili, el opmeyi, seker toplamayi, bayram ziyaretlerini anlattim.. "Komsu" ne demek onu bile bilmeyen cocuklar hayran hayran dinlediler tabii.. Bayram kartlari yaptirdim onlara, pano hazirladik beraber.. Sekerler verdim avuc avuc.. Ertesi gun de Kultur Merkezi'nde bayram kahvaltisi yaptik diger Turk ailelerle.. Herkes birbirine ana-baba-kardes oldu, bayram daha bir bayram oldu..



Bu bayram nasil gececek bakalim.. Yine beraber olamayacagiz ailece.. Bu sefer de ben olmayacagim evde.. Iki gun sonra Boston'a gidiyorum bir 'yabanci dil ogretimi' egitimi ve fuari icin bes gunlugune.. Bayrami orada gecirmis olacagim.. Ama zaten evde olsaydim da pek bayram gibi olmayacakti bu bayram da.. Dort gun de okul gunlerine denk geliyor burada.. Dusunuyorum da bayrami ulkece, milletce kutlamak ne guzel !! Bayrami bayram yapan o zaten.. Paylasilmayinca tadi olmuyor, buruk-kirik kaliyor bir taraf insanin icinde..





Sonraaaaa..

Yusufcum dort yasini bitirdi benim yazmadigim donemde !!



Ne zaman buyudu, ne zaman kucuk bir adama donustu benim minik bebegim?
Nasil, neden bu kadar hizli?



Tam bir cocuk artik Yusufcuk !! Bazen arkadas bana bazen de anlasmasi en zor insan.. Bir gun oyle bir gun boyle idare edip gidiyoruz birbirimizi..



Yanliz bu aralar icimdeki en buyuk soru su:
Ergenlik bunalimi yasi dorde dusmus olabilir mi?
Bu konuda ciddi suphelerim var..



Neyse, ben dogumgunune doneyim kucuk beyin.. "Batman" olmak istedi, "hay hay"dedik -sanki baska caremiz varmis gibi :P- Sonra da iki gun cikarmadi o kiyafeti uzerinden.. Buyuk buyuk giydi, onunla uyudu !!




Kucuk adamim, nice yaslara !!



Neler yaptik baska, neler?


Himm, Yusufcukla bir sehirdisi macerasi yasadik mesela.. Ozan yoktu yine ve benim Houston'a gitmem gerekiyordu bir toplanti icin.. Araba kiraladik, Yusufcukla atladik gittik.. (Dikkatini cekti mi sevgili okuyucu, artik sehir icini falan gectim sehirlerarasi araba kullaniyorum ben!! Astim kendimi, valla bak :P - Houston'da isimiz bitti sonra da San Antonio'ya gittik bir arkadasimi gormeye kucuk adamimla.. Cok eglendik.. Bir Turk restoranti var orada, Uludag gazoz icip Adana kebap da yedim ya burada daha ne diyeyim !!
( Zaten bir tezim var artik benim Amerika icin: Burada yok yok !! Olmayan sadece anasi-babasi insanin.. Onun haricinde ne var ne yoksa bulunuyor dogru yere bakarsan.. Basortu de dahil buna, uzun etek de, baharat da ivir da zivir da.. Bosuna korkmusum o kadar gelmeden once ! )


Sonraa.. Aaa en onemli seyler sona kalmis !! Artik bir apartmanda degiliz biz, mustakil bir evde oturuyoruz.. Yazmis miydim bunu hatirlamiyorum? Atilmak uzereydik siteden, kendimiz cikalim dedik :P Komsunun kapiya biraktigi son sikayet mektubu tam bir sayfaydi !!


Simdi cok rahatiz Allah'a sukur.. Burada mustakil evde oturmak Turkiyedeki gibi bir luks degil.. Genel olan bu burada.. Koskoca eyalet, arazi bol, her yer tek tek ev.. Yer derdi, sehre sigma derdi yok ki adamlarin.. Apartmanlarda genelde aile olmayanlar oturuyor zaten.. Tasinmaya karar verince biraz arastirdik, baktik ki ozellikle merkeze biraz uzak, yeni bolgelerde ev fiyatlari bizim oturdugumuz apartmanla neredeyse ayni, hic dusunmedim bile !! Bir gunun icinde evi tuttuk..
Evimizin arkasinda kucuk bir bahcemiz de var.. Burada hava hala bahar gibi, evdeysek disarda oynuyor zaten Yusuf.. Icerdeyken de istedigi kadar tepinip istedigi kadar ciyaklayabiliyor gece-gunduz.. Hic umursamiyorum.. Oradan oraya kosuyor, kendine bir zarar vermedigi surece hic engellemiyorum.. Oh be ne rahatmis !! Yanliz bu eve ilk tasindigimizda "Yani simdi komsu yok mu altta, komsusuz mu bu ev?" diye diye defalarca koltuklardan, oradan buradan atlayip atlayip beni deneyisini hic unutmayacagim :)

Sonraa.. Artik bir Turk kresi var Austin'de.. Oraya gidiyor Yusufcuk.. Gerci degisen birsey yok, yine cok ama cok kiziyor bana her sabah onu birakip gidiyorum diye, okuldan sonra yatana kadar tek yaptigi benden onu birakip gitmemin acisini cikarmak ama olsun en azindan calisirken icim rahat.. Ne yedi, ay sakincali birsey olmasin, ay derdini anlatabildi mi, bunaldi mi, birseye ihtiyaci var mi? deyip durmuyorum.. Kreste yoneticiler Turk ama ogretmenler falan Amerikan.. Cok guzel ingilizce de ogreniyor.. Elhamdulillah derdini Amerikalilara bile anlatiyor yarim yamalak da olsa.. Biz de bu aralar ona bol bol birseyler okumaya calisiyoruz ki iki dili de cok iyi konusup anlayabilsin.. Izlettigim seyleri de hep Turkce izletiyorum ki olabildigince farkli Turkce kullanimlar duysun, kelimelerin once ingilizcelerini degil de Turkcelerini ogrensin..


Ah ahh, sadece dil degil ki burada, ne kaygilari oluyor insanin cocuguyla ilgili.. Sartlar, imkanlar guzel belki ama kaygilar da buyuk bu kitada !!



Neyse..

Ben simdi ne yapayim?

Biraz fotograf ekleyeyim ve kacayim..

Sinifim burasi benim..

Burada sistem farkli, Turkiye'deki gibi her sinifin degil de her ogretmenin bir odasi oluyor.. Ogrenciler geliyor sirayla sinif sinif.. Ogretmen butun gun ayni odada oluyor yani.. Orayi da istedigin gibi dekore edip duzenleme hakkin var..

Olabildigince Turk isi olsun diye ugrastim, eldeki malzemelerle ancak bu kadar oldu :)

Ama ikinci donem icin baska planlarim da var..

Bakin bakalim begenecek misiniz?















Hoscakalin simdilik..

Dedigim gibi, hala buralarda oldugunuz icin tesekkurler..

Seviyorum sizi !!










4 Ekim 2010 Pazartesi

Gunun sorusu:

Hala bu sayfayi okuyan var mi?

:))

3 Haziran 2010 Perşembe

Memleket dedigin,
Ege gibi olmali..



Hashaslar ciceklenmeli tam da bu mevsimde,
baktigin her kosede..




Al al gelincikler bitmeli taslarin dibinde..



Begonviller sarmali bahce duvarlarini..




Ve sen,
sadece maviyi kucaklamalisin kollarini kocaman kocaman actiginda..


Nereyi buralardan daha cok sevmem mumkun ki ?
Nereyi ?


22 Mayıs 2010 Cumartesi

Austın - Dallas - Atlanta - Parıs - Istanbul
25 saat..


Ve,
iste sonuc..

Bız kaybolan valızımızı ararken
-evet, yıne!!-
bulabıldıgı en rahat yerde uyku-baygınlık arası bırseylerı tecrube eden Yusufum..


Uc gunun sonunda kendımıze gelebılmıs olmamız harıka :P



Turkıye'ye gelecek olanlara cagrı :
Aman ne yapın ne edın,
Aır France'den uzak durun !!
Bız hayatımızın hatasını yaptık mecburen
-baska bılet olmadıgı ıcın, sezon yougunlugundan-
sız yapmayın !!



Sımdılık bır hayalın ıcınde yurur gıbıyım..
Evımde uyuyorum uc gundur, annemlerle aynı masada yemek yıyorum..
Eskıden alısverıs yaptıgım esnafa gıdıyorum yıne, yuzler aynı..


Hayal gıbı..
Bır daha hıc olmayacakmıs gıbı gelen seyler oluyor sımdı..


Yarın son, ayrılıyorum annemlerden..
Okulumuzun kardes okuluna,
yaz okulu programına gıdecegız ama ıkı hafta sonra bır hafta tatılım daha var..
Son hafta da Turkıye gezısı yıne..


Arada fırsat buldukca yazar, fotograf eklerım..
Bana ulasamayanlar merak etmesın, farklı bır hat kullanacagım gecıcı olarak..
Facebook ya da buradan ıletısım kurabılırız..



Son olarak dunden bır dıyalog
ve
kactııııımmmmmm.....


- Yusufcum hadı asansoru cagır annanem..
- Asansooooooooorrrrrrrr..


:))



Hoscakalın..

14 Mayıs 2010 Cuma

Hani ben bir ruya gormustum ya bahar tatilinde..
Iste haftaya insaallah yine gorecegim ayni ruyayi..

Bu sefer annemler de olacak insallah icinde, sevdiklerim de olacak..
Hepsini olmasa da bazilarini yeniden gorebilecegim, sarilabilecegim kocaman..

Sicacik bir bardak cay icecegim annemin elinden..
Butun fotograflarimi gosterecegim babama tek tek, anlata anlata neden-nasil cektigimi..

Yeniden ayni samimiyeti hissedecegim birkac dostun sohbetinde..

Insaallah..

11 Mayıs 2010 Salı



Bazen kipkirmizidir baktigin ufuklar..




Neye yormak gerektigi bunu,

tamamen "kirmizi"da ne gordugune baglidir..






Bazense cok kolaydir hayata bakmak..




Onu oldugu gibi gormeyi

kabul edebilecek kadar gucluysen eger..






Guc?




Iste orasi biraz karmasik..


28 Nisan 2010 Çarşamba

Belki de en cok "kosmak"tir cocukluk..
Ayaklari yerden kesilene kadar kosmak.. Ucar gibi kosmak..


Bazen de kapanip odaya, ne varsa hayalinde onlari karalamaktir kara bir tahtaya..
Uc kucuk cizgiden bir dinazor, iki yuvarlaktan havada ucan spiderman yapmaktir..



Gecenin bir yarisi uyanip, kucucuk parmagiyla isaret ederek odanin karanlik bir kosesine "Simdi gercek mi bu canavay, benim goydugum?" diye sormaktir olanca masumlukla..

"Hayir, evimizde canavar yok annecim, sadece masallarda olur onlar.." cevabini duyar duymaz annenin kucagina iyice sokulup sonsuz bir guvenle yeniden uykuya dalmaktir..


Markette gorup-yapisip aldirdigi "is cantasi"yla gitmektir her yere cocukluk..
Ne var ne yok kendisi icin degerli hep o cantada tutmak, hep onu tasimaktir..


Bazen digerlerinden oldukca farkli olmaktir cocukluk..



Bir turlu duz yoldan yuruyememek,
hep kenarlarda macera aramak..

Patates kizartmasini ketcapa degil de recele batirip bayila bayila yemektir mesela..


"Tucuk damatliiimi giyceeemmm.." diye tutturmak,
sonra da evde kendi kendine duzenledigi dugunde oynaya oynaya kendiden gecmektir..

"Eee, bi de kiz yok mu peki damat icin?" diye sormak, sonra da utanip koltuga kapatmaktir yuzunu.. Ama cocukluk, eninde sonunda dayanamayip "Betul olsun o kis bayii" deyivermektir gizlenmeye ihtiyac duymadan..



"Butun anneley bebekleyinin elleyini kapatiyo boole.." diyerek, uyutmadan once ayisinin ellerini buldugu eldivene benzer ilk seyle, hediye paketleriyle kapatmaktir cocukluk..


Kendi elleri icinse, banyodan sonra burus burus oldular diye sevinip havalara ucmaktir..




Disarda herhangi bir yerde olmayi, icerde herhangi bir yerde olmaktan hep daha cok sevmektir cocukluk.. Kesfetmek, aramaktir..



Dallarin arasinda kucuk arkadaslar oldugundan emin olmak..



Ama en cok da, bu arkadaslari bulamayinca, bukulen dudaktir cocukluk..



Kamp yaparken annesini kasinma krizine sokan alerjen bir tirtili arayip bulmaya calismak, bulunca "Butun ayaklayini kiyicam ben onun.. Yuyuyemesin, senin yanina gelmesin, kasindiymasin seni diye.." aciklamaktir durumu..


Golun karsi kiyisina gecen babasinin arkasindan dakikalarca aglamak, sonra yollara dusup gitmek ve uzaklarda bir kayik bulup ona yapismaktir cocukluk.. Annesi korkuyla onu bulunca da "Bununla gidicem ben babama, ustum islanmas o zaman hem golde.." diye savunmaktir kendini..



Ama en cok da her sabah ama her sabah annesi onu birakirken, ne kadar derin uyursa uyusun bazen gozlerini aralamayi basararak bazen onlarin ardindan, "Eykenden gelip alcan mi beni?" diye sorarak bir diken batirmaktir annenin yuregine.. "Soz veriyorum.." cevabini her gun ayni kizginlikla kabul etmek zorunda kalmaktir..


Cocuk olmak, zannettigim kadar kolay degil belki de..


8 Nisan 2010 Perşembe

Dun, dersten sonra gecenin bir vakti benzin alirken, tam elimde pompa ilerlerken arabaya dogru -burada herkes kendisi aliyor benzinini, makinada kartla odenip dolduruluyor- aklima dustu birden.. Hani olur ya, aydinlanma ani gibi birsey.. Dedim, "Allahim, bir blogum vardi benim!!Amaniiiiiiin, ne zamandir bloga yazmadim ben hicbirsey!! "

:))

Oysa hep geliyor aklima birseyler, biriktiriyorum.. Birsey oluyor mesela, hih, bunu yazayim bak yarin, diyorum.. Ama o yarinlar hep birbirini kovaliyor ben onlara yetisemeden..

Gecen hafta dort gunum Houston'da gecti mesela.. Dordu de Yusufcugumsuz.. Turkce Olimpiyatinin Texas finalleri vardi ve bizim okulun Folklor Takimindan da yapilacak ortak gosteriye katilmalari istendi.. Yusufcukla gidersem hicbirsey yapamayacagimdan ve uc gun surekli provalarla gececeginden onu babasina birakip gittim mecburen..

Finaller harikaydi ama.. Ben goturdugum ogrencilerden daha cok eglendim orasi kesin :)) Her sarkida, her alkista, her cosma aninda bayraklarimi salladim, hopladim, zipladim :)) Ozellikle Dallas'tan gelen Amerikali ogrenciler bir halkoyunu oynadi, bir Kolbasti sovu yapti ki bircok Turk takim oynayamaz o kadar guzel, eminim..

Seneye biz de iddialiyiz ama insaallah.. Uzun uzun vakit olacak provalar icin ve harika bir oyun hazirlayabiliriz iyi bir ekiple..

Neyse.. Vakit su gibi akip gidiyor iste.. Dedigim gibi, ben de sadece biriktiriyorum..

"Turkce biliyor musun?" diye sordugumda derste, "Kucuk biliyorum" demisti ve beni dakikalarca guldurmustu mesela bir ogrencim, onu yazacaktim ben taa ne zaman..


Ve su fotografi ekleyecektim.. Buguneymis nasip..


Simdi gidip "sabikali" altilarimla bir saat cedellesmem gerekiyor, hoscakalin :))

26 Mart 2010 Cuma

Bir ruya gordum gecen hafta..
"Turkiye"ydi adi..




Ayasofya



Yerebatan Sarnici

Topkapi Sarayi




Caddeler, dukkanlar, Kapali Carsi








Nevsehir - Kapadokya







Izmir -Efes


Antalya





Titanic 2 :))

Ozan'in gecen yaz tirmandigi Akdaglar..
Ici gitti ici.. Ucaktan el salladi sadece :))
Istanbul - Camlica

Bogaz turu..



Uskudar - Canakkale Sehitleri Anma Sergisi

Yedikule Zindanlari - Surlar

Halic Koprusu
Eminonu..
Gozunu sevdigim balik-ekmek tekneleri..
Adalar'a yolculuk..




Ve isil isil bir veda ruhumun ait oldugu sehirden..