27 Temmuz 2009 Pazartesi

- Yusufummm, kuzum benim..
- Hağyiy, kuzu falan deme bana..
- Niye annecim, küçük kuzumsun sen benim..
- Hağyiy, ben hayvan diilim!
- !!!



- Yusufcum, ne olacaksın sen büyüyünce bakalım?
- Kepçeci oğcam, asfayta su dökmeci oğcam ( belediyenin sulama tankerlerinin şoförleridir efendim kastedilen ), finçle kumlayi kaldiycam, tankeyli kamyoncu oğcam, ayaba çekmeci oğcam..
- Başka?
- Abi oğcam, soyna da baba oğcam.. Ama kiz ( yani kız ) olmiğcam!!



- Peygambeyimişin adı Hazyeti Muhammed. Babası Abdillah, süt annesi Hayime.. Peygambeyimiş hastalayı ziyayet edeymiş, yemeğni bitiyiymiş..



- Temişlik imanın yayısıdıy.. ( Bu yüzden paket paket ıslak mendil bitiyor bizim evde, Yusufcuk kamyonlarını, iş makinalarını, arabalarını defalarca sildikçe!! )



- Ama ditme yanimdan.. Benim başka annem yok ki! Annesiz kağdıııımmm.. Böhüüü.. Anneleyi yanında yatmazken uyuyamaş ki bebekler!! ( Her gece aynı seramoni, bir türlü alışamadı hala yanlız uyumaya )



- Seni seğğğmiyom.. Sen pis!! ( Genelde belli bir yaş üstü her nevi kadın cinsine söylenen klişe cümlemiz.. Anneanne-babaanne dahil, kadınlarla pek işi olmuyor Yusufcuğun.. Ama nerede bir abi, amca, dayı, dede var, hemen yapışıyor paçasına.. "Çok seviyoyum seni.." )



- Ya heğgün bişeyley oluyoy bana!! ( Ard arda birkaç gün düşüp dizini, mizini kanatınca, son düşüşünde dayanamadı artık, isyan etti çocuk :)) )



- Luplen anne!! ( Lütfen demek istedik :) )


- Şunu yapmazsan/veymezsen ağlayım bak cayıy cayıy!! ( Allahım Allahım, büyüdü de beni tehdit ediyor artık.. Cayıy cayıy ağlamak da bizzat kendi deyimimiz :P Ayrıca sakızı "cabur cabur" çiğneyip, "hopiş hopiş" yerine "kakpiş kakpiş" uyuyoruz biz.. )



- Hadi baba dağa/hayvanlaya gidelim!! ( Birtaneyken iki oldular başıma :P )



- Allahım şifa veydi, geçti.. ( Ben hastayken bana dua etmiştik beraber, ertesi gün baktı ki ben ayaktayım, hemen yapıştırdı cümleyi! )



- Annecim, boşluk ne demek?
- Annecim, bu ne iş yayay? Bunla napayış?
- Annecim, bu nasıy ses çıkayiy? ( Cevaplanması kolay bir soru gibi görünse de Yusufcuğun elindeki nesnenin kağıt ya da ne bileyim minder falan olduğu durumlarda oldukça zorlanıyorum :)) )



- Ağş-veyiş meğkezine gitmek istiyom ben.. Oyda tyene bincem.. Topcuk sakız da alın bana.. ( En büyük keyiflerinden biri alışveriş merkezlerinde benimle trene binip orayı gezmek - ay ben de ne yakışıyorum o trenin içine, ama bensiz binmiyor ki!- ve para atılıp sakız alınan makinalardaki top sakızları, parasını da kendi atmak ve elini hemen altına koyup yakalamak suretiyle çiğnemek.. )



- Anne şu böcek adamım sözümü dinlemiyo, kız buna!! Abinin sözünü dinle de!! ( Sabahnurun bal bebeği gibi Yusufcuk da böcek adam diyor örümcek adama.. Köye gittiğimizde bir baloncudan dilenmek suretiyle sahip olmuş bu böcek adama.. Babaannesi arkadan yetişip parasını ödemiş ama "Yalvararak alıp da arkasına bakmadan kaçışını görmeliydiniz.." diyor )



- Baba "kay" ayaba demek, affeyim de bana..
- Anne "fiş" balik demek, affeyin de bana..
( Fazlaca "aferinci" bir oğlum var benim.. Özellikle babasından aferin duymak için yapmadığı numara yok! )


Şimdilik aklıma gelen cümle ve diyaloglarımız bunlar.. Sonra gelirse yine yaparız bir derleme.. Ah kimbilir kreşte neler söylüyor, bir de onları duyabilsem :((

1 yorum:

Sabahnur dedi ki...

bizimki su sıralar bocek cocuk diyor,genc geldi godzune heralde:))