İftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2007 Cuma

Yayın akışımızda teknik (!) aksaklıklar sebebiyle meydana gelen gecikmeden dolayı özür diliyor, hemen ayrıntılara geçiyorum..


Veee

işte karşınızda

"doom günü şekeri"m..










Yukarıdaki fotoğraflar iftar sonrası ufak pasta seramonimizden :)) Asıl soframız bu değildi yani..

Doğum günümüz Ramazan'a denk geldiği için sadece ufak bir kutlamayla geçiştirmek istemedik ve tanıdıklarımızla, sevdiklerimizle kocamaaan bir iftar sofrasının etrafında toplanmaya karar verdik.. "Verdik" derken, kararı Ozan'la vermiştik aslında ama babamızın yoğun Ramazan mesaisi başladığı için maalesef o katılamadı doğumgününe :( Biz de "bütün kızlar toplandık" modunda bir iftar tertipledik :))

Herşey çok ama çok güzeldi elhamdülillah.. Misafirlerimin memnun kalması beni çok mutlu etti, çektiğim tüm sıkıntıya değdiğini düşünüdüm..

Yemek yiyemeyeceğim, oğlumun fotoğrafını bile çekemeyeceğim kadar yoğun bir akşamdı benim için.. 15 yetişkin, beş çocuk ve üç bebekten oluşan güzel beraberliğimiz gece 11:30'a kadar sürdü.. Fırsat bulduğum bir ara oturup aldım kucağıma Yusufcuğu, bugünü daha da unutulmaz kılsın diye bu ufak bir kareye sığdık meleğimle :))
Sonra da mutluluğumuzu paylaşan herkesi doom günü şekeriyle fotoğrafladım..
Aşağıdakiler, bunlardan sadece ikisi..



Güzel bir iftar, pasta bidibidisi ve gülüşe gülüşe içilen çaylardan sonra gecemiz yerini Ayet-i Kerimelere ve misafirlerimizin oğlum için ettikleri güzel dualara bıraktı..
Hepsine çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun..


...........

İftar menümüzü merak edenler için de fotoğraf çektim bol bol :)) O karmaşada masayı bir bütün olarak çekme fırsatım olmadı ama..

İşte menümüz..

Peynirli ve patlıcanlı börekler..

Közlenmiş kırmızı biber salatası ve Havva ablamın enfes sarmaları..


Kırmızı biberlerimiz bu kez de taze fasülye salatamıza eşlik etmekte..


Diğer salatalarımız..


İsitsinasız herkesin tarifini istediği çorbamız..


Ana yemeğimiz.. Patates püresi üzerinde kaşarlı saç kavurma..


El emeği göz nuru erik, çağla ve tombik biber turşularım :))


Tatlı olarak da lezzet toplarımız..


Ve yine herkesin tarifini istediği helva - Ozan'ın annesi yaptı -



...............

Hediyelerimizi dizdim masanın üstüne ama fotoğraf aşaması bitmedi daha :)) Onlar da yarına inşaallah..

Özellikle teşekkür etmek istediğim bazı kişiler de var tabii..

İftara katılamasa da gündüz gelip meleğime çok güzel bir hediye getiren İrem teyzeye..

Güzel bir hediye paketiyle ve özellikle üzerindeki kartla bizi çok duygulandıran Nes teyzeye..
( Hediye süveterimiz doom günü şekerinin üstündeydi )

Telefon numaramızı 118'den bularak bizi arayan ve meleğimin ilk yaşını kutlayan Ayşe teyzeye..

Sıcacık sesiyle içimi ısıtan Fetişime..

Hediyeleri bize ulaşmasa da yolda olduğunu bildiğim Emine ve Sabahnur'a..

Sayfalarında doom günümüse yer veren ve kutlayan tüm blogger teyzelerimize,
yorumlarıyla bizi mutlu eden herkese
çooooook teşekkür ederiz...

..................


YATAŞ'tan aldığım ve aldığıma bin pişman olduğum eksik yatak odası takımımın şifonyeri ve dolap kapağı hala gelmedi.. Bir daha yanından bile geçmem herhalde mağazanın.. Ayrıca şikayet edebileceğim heryere de şikayetimi iletmeye karar verdim.. Özellikle internet ortamındaki şikayet köşeleri daha çok yankı uyandırıyormuş firma adına.. Oralara da yazacağım bana yaşattıkları rezilliği.. Yatağımın üstüne ve yanına yığdığım giysi ve ıvır zıvırlarla ağırladım misafirlerimi..


..................

Son not: Keşke anneciğim de yanımda olabilseydi, dedesi de doom günü şekerini öpebilseydi, dayıları "yigiş, yigişşşş" diye peşinde dolanabilseydi..

13 Eylül 2007 Perşembe

Ne az önce geçen ve "Üç taynesi onn yeğğtele.." diye bağırmak suretiyle bücür cadımı uyandıran pijamacı ne de 3. kattaki Emine teyzenin aşağı döktüğü bir kova suyla nokta nokta lekelenen camlarım.. Hiçbirşey moralimi bozamaz bugün..

Ramazan'a kavuştuk çok şükür..

Sabahtan beri çocukluk oruçlarım var zihnimde.. O günlerdeki gibi kıpır kıpır içim..

Herkesin vardır bir ilk oruç hikayesi.. Çoğu benzer belki birbirine ama hepsi çok özeldir ilk oruçların.. Kimi parayla satın alınır ( Ama babam bizim oruçları hiç satın almadı, baktı ki üç bücür var, alsa pahalıya patlayacak kendisine, başka bir taktik kullandı ), kimi "dikişli" olur, kimi tastamam.. Ama hiç çıkmaz insanın içinden o ilk orucun tadı..

İlkoula yeni başlamıştım galiba ilk orucumu tuttuğumda.. Annemleri yalvara yakara beni de sahura kaldırmaları için ikna etmiştim.. Kardeşlerime hava atmayı da ihmal etmemiştim tabii " Ben artık büyüdüm, sahura kalkıp oruç tutacağım.." diye.. Canım annem, bizim evde bir sahur klasiği olan yumurtalı ekmek yapmıştı galiba.. Yedim, yedimmmm.. Midem su dolu balona dönene kadar da su içtim, annem "İyi iç bak, susarsın.." dedikçe..

Sabah kalktığımda kardeşlerim kahvaltı yaparken ben sabırla öğle ezanını bekliyordum.. Çünkü annemin anlattığına göre çocukların orucu "dikişli" olurdu ve öğle ezanı iftar edilirdi.. Bu iftar aynı zamanda sahur da olurdu ve akşam ezanına kadar orucun kalan kısmı tutulurdu :))

Öğle vakti iftarımı yedim bir güzel :)) Yine göbişim şişene kadar su içtim ve akşama kadar sokaklarda koşup oynadım.. Vaktin nasıl geçtiğini anlamadım bile ama akşam iftar sofrasına oturduğumda o kadar büyümüş, o kadar güçlü hissediyordum ki kendimi, hep oruç tutmak istedim.. Bu sefer babam girdi devreye.. Çocukların bir Ramazan'ın başında, bir ortasında, bir de sonunda oruç tuttuklarını, anne-babaların bu 3'ün yanına bir "0" koyduklarını ve böylece 30 gün oruç tutmuş olduklarını anlattı :)) Ben de razı oldum tabii, n'apalım kurallar öyleydi :))

Sonraki senelerde kardeşlerim de eklendi iftar ve sahur sofralarına.. Artık dikişsiz olmaya başladı benim oruçlarım.. Babamın her sahur sonrası mutlaka okuduğu ve bizim o zamanlar yarı uykulu gözlerle dinlediğimiz "üç hadis" ışıttı sabahlarımızı.. Hep canımız ne çektiyse onunla süsledi iftar sofralarımızı annem..

Şimdi bunları hatırladıkça gözlerim doluyor ve ben de oğlumun ilk orucunun hayalini kuruyorum.. Onunla yapacağım sahurları iple çekiyorum.. O da benim gibi, sırf Allah istedi diye aç kalmanın ve sonra iftarda içilen bir bardak suyla ferahlamanın tadını yaşasın istiyorum.. Dikişli oruçlarının ardından bizimle iftar sofrasına oturup ellerini Yaradan'a açtığında, onun küçücük avuçlarına sağanak sağanak yağacak rahmetten biz de nasipdar olalım istiyorum..

Bugün Ramazan..
"İlk oruç" kuşları uçuyor miniklerin..

Bugün Ramazan..
Ruhları, açlıkla arınıyor büyüklerin..

Mübarek olsun..