Geçen hafta dolu dolu geçti.. Yusufcuk Allah'a şükür kabakulağı atlattı ama zirve noktasında bir huysuzluk hakim kendisinde.. Üst dişlere baktım, kabarıklık falan yok.. Sebebi nedir anlayamadım..
Eksik olmayan bomba haberlerimizden biri daha.. Haftasonu Yusufcuk kayboldu!
"Nasıl yaniii ?..."
Şöyle ki, öğlen yemeğinden sonra babası ellerini yıkamak için banyoya gitti.. Ben Yusufcuğu onun peşinden giderken gördüm en son.. Nasıl olsa bakan var diye rahat rahat yemeğimi yemeye başladım.. Babası da masada, benim yanımda zannediyormuş.. Ben yemeğimi yedim, Ozan da birşeylerle uğraşıyormuş, bir ara yanıma geldi, ortalığa bakınıp da Yusufcuğu göremeyince "Aaa çocuk nerede?" dedi.. O an elim ayağım dondu sanki.. "Senin yanındaydı.." dedim, "Yemekten beri hiç gelmedi ki yanıma.." dedi.. İkimiz de deliler gibi oda oda Yusufcuğu aramaya başladık.. Ses yok, çıt bile yok evin içinde.. Normalde kendi kendine oynarken bile "Aooooaaaa, liilliiiii, ekkeeee.." diye söylenir bücürüm.. Her yere baktım, tam mutfağın önünden geçerken "Hah buldumm!!" ampülü yandı kafamda.. Beyefendiyi şu pozisyonda bulduk..
Bugünlerde düşmeler arttı yine zaten.. Yeni bir döneme girdik çünkü, koltuklara kendi başına çıkabiliyor artık.. Çıkma kısmı başarılı da inme olayı biraz karışık.. İki kere koltuktan direkt yürüyerek aşağı inmeye çalıştı ve oldukça acı dolu deneyimler yaşadı.. Ya yüksekliği algılayamıyor ya da aceleciliğinden dolayı yatıp ayaklarını sarkıtarak inecek fırsatı olmuyor :)) Aynı yatağa çıktığında yaptığı gibi koltuklarda da zıplıyor ve tabii dengesini çabucak kaybedip labut gibi devriliyor :)) Bir de eğilip arkada ne varmış diye bakması yok mu öldürüyor beni.. Artık Yusufcuğu 2 saniye ( tam tamına 2 saniye ) yanlız bırakmam bile -Allah korusun- büyük bir tehlikeye sebep olabilir.. Düşmeden inmeyi öğrenene kadar kuyruk vaziyetinde gezmeye devam edeceğim!!
Babası sırtına taktığı çantanın içine koyuyordu Yusuu tüm uyarılarıma rağmen.. Sonuncusunda, koyduktan takriben iki dakika sonra benim tiz çığlıklarım eşliğinde baş aşağı yere çakılmaktan döndürdük kendisini.. Ozan'a demiştim ama ben.. "Yusufcuk arkanı dönebileceğin bir bebek değil.." diye.. Bir kez daha tecrübe ettik.. Gözümüzün önünde bile düşüp duran, tehlikenin hudutlarında gezen bir bebeği, sırtta taşımak hayal gibi..
......................
Haftasonu YATAŞ'a iade edeceğimiz yatakodamızın yerine yeni bir takım bakmaya gittik.. Bir tane de beğendik ama bilin bakalım ne oldu? Biz iade işlemi başlatıp, yatakodasını sökmeleri için YATAŞ ekibini çağırınca adamlar bizim eksik şifonyer ve dolap kapağıyla çıkageldiler.. Ellerinde olmayan, fabrikanın yeniden üretmesi için bekledikleri şifonyer nasıl olduysa ellerine geçmiş.. Anlamadım ben bu işi.. Bu takımı gerçekten çok beğenerek aldığımız ve yeni bir kriz dönemi daha yaşamak istemediğimiz için kabul ettik.. O odayı bir kez daha kurup yerleştirecek vaktim yok!! Yaptıkları terbiyesizlik yanlarına kar mı kaldı bilmiyorum ama mecburdum :((
.......................
Yusufcuk artık mutfak tezgahına rahatça uzanıp ucu kenara yakın birşey varsa alabiliyor.. Çok daha fazla dikkat etmemiz lazım.. Hatta kapanmayan mutfak kapımızı tamir ettirip kilitlememiz lazım.. İki gün önce bulaşık makinasını açmaya çalışırken parmaklarını sıkıştırdı.. Ondan önce de yine mutfakta duran çamaşır makinasını kapatmış.. Saatler oldu ben çamaşırı atalı, bekliyorum yıkansın da asayım, bir baktım ses yok makinede, çalışmıyor.. Düğmelere basmayı, ocak düğmelerini çevirmeyi çok seviyor.. Allah'tan çocuk kilidi var ocağın, sabitliyorum düğmeleri, yoksa havaya da uçururdu bizi bu bücür :))
........................
Şimdilik bu kadar.. Aslında daha yazacak çok şey vardı, başlarken aklımdaydı hepsi ama unuttum.. Çok ara verince böyle oluyor.. Hazırlanmam lazım ayrıca, komşumda toplanacağız bugün, apartmanımıza yeni taşınanlarla ( üç aile ) tanışacağız.. Giyinip süsleneyim, akşama görüşürüz :))


