Pazartesi iş görüşmesi olumlu sona erince ve sözleşme imzalanınca Ozan beni yemeğe götürdü Estergon Kalesi'ne.. ( Tabii Ankara'da bulunan minyatür kaleden bahsediyorum, taa Balkanlara uçmadık ) Buradaki Özbek Çadırı'nda yedik akşam yemeğimizi.. Daha doğrusu ben yedim, Ozan da tok olduğu için mekanın altını üstüne getiren Yusufcuğu oyalamaya çalıştı..
Birkaç çeşit daha vardı menüde ama ben Özbek pilavı, Özbek mantısı ve Çalop denilen naneli Özbek ayranını istedim..

Yemekler tek kelimeyle harikaydı.. Yusufcuğum da yedi pilavdan kaşık kaşık.. İçinde kavrulmuş et, havuç ve baharatlar var.. Et suyuyla pişirilmiş ama sanki tereyağı kokusu da aldım..
Mantının hamuru bizimkine benzese de şekil olarak da içerik olarak da farklıydı.. Kıymayla kuşbaşı arası büyüklükte eti ve soğanı birkaç baharatla kavurmuşlar iç harç olarak.. Sonra da -abartmıyorum- elim kadar hamurun içine koyup üstünü kumaş gibi bükmüşler.. Ayrıca bu mantı suda haşlanmıyormuş, buharda pişiriyorlarmış.. ( Görüldüğü gibi araştırmacı kişilik olarak tüm ayrıntıları öğrendim sizin için :P )
Ayrana ise diyecek kelime bulamıyorum.. Mis gibi nane kokuyor içerken.. Birtek bunun nasıl yapıldığını öğrenemedim.. Dün evde kendimce denedim ama ne rengi ne de kokusu tutmadı :(( Bir dahaki gidişte ilk işim ayranın da sırrını çözmek olacak.. Ramazanda iyi gider şöyle buz gibi, naneli naneli..
Karnım doyunca aklıma kaleyi gezmek geldi.. Akşamüstü serin bir kale keyfi yaptık, Ankarayı seyrettik taa yukarılardan..
Yusufcuğun keyfine dikkatinizi çekerim :))

Salı günüyse babamızın "pikniği geldi" yine :)) İş çıkışı aldık tavuklu pilavımızı, cin biberi turşumuzu -harika ikili- düştük altına oturabileceğimiz bir ağaç bulma sevdasına.. Ağaç bulamasak da bir yangın yolu bulup serdik abaları, bir güzel doyurduk karnımızı.. Yusufcuk o gün yarım kase tavuklu pilav yedi ki bu bir rekordur kendi bebeklik tarihinde :))
20 yorum:
estergon kalesini öğrendiğim iyi oldu. çok saol. ankaraya gidince ben de kocişe sölicem beni oraya götürmesini:))) ama bizimki tembel. çok ısrar etmem gerek çok.........
ankara ankara guzel ankara seni gormek ister her bahti kara.....
cok hos cok seker bir blogunuz var.basta minik melek,sonrada benim cok sevdigim istanbul ve ankaradan bahsettiginiz icin cok seviyorum blogunuzu.bide esarplariniza bakiyorum,neler cikmis turkiyede diye,amerikadan sevgiler...BETUL
ohhh ohhh masallah valla ne kadar istahli yemek yiyis,hamileyiz malum ama bu aksam bizde arkadasa davetliydik esimle oyle bi yemisimki anlatamam,yani postu okuma zamanlamam harika oldu canimin cekmemesi acisindan.Is sozlesmen hayirli olsun canim,kutlarim.bu arada anali ogullu cok tatli cikmissiniz masallah sevgiler.
valla canım istedi Ankara ya geldiğimde bende isterim onlardan :p
hehe eee ama benim canım çekti özbek pilavını:) Hafta sonu bulunacak ve yenecek!! Yeni işin hayırlı olsun tekrar.
Yusufcuk artık kendi kendine yetiyor bak ne güzel. Yeseydi yaa elmayı annesi:)
Bu arada kuaybeciim uygun75@hotmail.com mailim. Adresini gönderirsen sevinirim...
tebrik ederim.
yusufcuk çok keyifli çıkmış annesinin kucağında.
maşaallah çok iştahlı yiyorsun. :D
hamile değilim, herşeyi de canım çekmez ama ben şimdi bu senin yediklerinden istiyorum. buralarda varmıdır ki güzel yapan yerler :(
Masallah yusuf a.. misafirlerinizle olan maceralarinizi bekliyoruz:)
İş sözleşmen hayırlısı olur inşallah canım kutlarım:))
Kale nin manzarası bir harika çok beğendim ileride yolum Ankara ya düşerse uğramak isterim.
Yusuf cukta çok iştahla yiyodu maşallah elması alınınca ne kadar da masumlaşmış öyle çok tatlı maşallah:))
Canım mail attım sana bakar mısın:))
hahaha :))) sekerim nerden buldunuz bu yangin yolunuu...ayy alemsiniz yaa..ne eglenceli bir ikilisiniz siz yahuu..size takilip hayati yasamak lazim vallahi :)))) bayildim bu ise ben yaa..estergona gitmeyeli de cok oluyo..bu cadirlara gidip o yediklerinden bende yiyicem haberin olsun..super gorunuyolaaaarr :))
hatta beraber gidelim derim ben ;)
bu arada yeni isin de hayirli olsun cnm arkadasiim..cok sevindim senin adina...ben o elma yiyen paşami da yerimm yerimm yeriimm...
hii bu arada bır onceki dogum gunu postuna adres cevabi olarak...''SEN CAGİRİRSİN DA BN GELMEZMİYİİİİMM :)
Bu bloglar arasında gezinirken bloguna 2. rastlayışım : ) Senve minik melein çok tatlısınız darısı Kızım ve bana az kaldı ya 15 gün sonra bende Onunla karşınıza Çıkıcam hayırla İnşallah :) Dularınızı bekliyorum ...
estergon kalesi.. düğün mekanım :)
ben de özbek çadırı'nda yeşil çay içmiştim, yanında kuru üzüm de getiriyolar. çok güzel oluyor.
yeni işin de hayırlı olsun :)
çok mutlu bir yemek ve eğlenceli bir piknik olmuş,
yemeği hiç canım çekmedi, keşke çekseydi ya da inşaAllah çeker :))
Kuaybe alemsin ,sahiden çok iştahlı çıkmışsın resimlerde kilo sorunu olan arkadaşlarına yapma bunu yaw,Ankara'ya hiç gelmedim ama acayip merakım cezbolyor sayende
ohhh afiyet bal-şeker olsun..böyle bir kutlamayı hakettin bencede:))
Piknik fotoğrafınızı gördüm, eyvaah dedim heralde yer bulamadılar, araba yolunda yaptılar, sonradan okuyunca anladım, meğer yangın yoluymuş:))
Yusufcuğun kurtlu elma hikayesini okurkende aklıma şu geldi, "yarım kurttan çok daha iyidir bütün kurt görmek" :)) değil mi:)) kötü bi espiri oldu herhalde ama olsun bakalım, napiym çocuklar yanımda şuan ve bıdır bıdır konuşuyolar ancak bu kadar işte:))
off yaa..sen ye ye sonrada paşanın peşinde zayıfla :))) olmuyo böyle
kaçıp gelcez Nesle birlikte size..
Tok karınla baktım, canım çekmedi merak etme :) Sana afiyet bal seker olsun. O kadar Ankara'da bulundum ama orayı gormedim. Bir daha kismet olursa orayi da görmek isterim. :)
Yusufcuğun tatli yanaklarindan operim...
Sevgiler
Uzaklarda olanlari uyarmayi unutmussun. :-) Ben baktim, cok canim cektiiii... Ankara'ya gidersem kesin yiyecegim.
Bu arada gozlerin cok guzel. :-)))
Yorum Gönder