5 Haziran 2008 Perşembe

Bu aralar bir dizi izliyorum.. Bitmek tükenmek bilmeyen aksiyonuyla, hiç düşmeyen temposuyla reklam arası bile vermeyen bir dizi: Yusufcuğun Maceraları :))

Bu dizinin başrol oyuncusu Yusufcuk pek bi şirin, pek bi afacan, pek bi zıpçıktı bi çocuk :P Biraz fazlaca kıpırdak olduğundan sürekli başına bi işler geliyor!! Mesela bu sabah, annesinin ütü yaptıktan sonra kaldırıp yüksek bir yere -soğuması için- koyduğu ütünün yanına çıktı ve eli yandı!! Allahtan ki ütü ılıktı da birşey olmadı.. Ağladığı yanına kâr kaldı..

Sonraaa.. Mesela dün annesi defalarca yalvarmasına ve oradan almasına rağmen yine de koltuğun yan tarafında ( kolumuzu dayadığımız dar yerde) oynamaya devam etti ve en sonunda ellerini bile açmaya fırsat bulamadan, geri geri başının üstüne düştü.. İşin kötüsü, arkada vitrin vardı ve başı oraya sürüne sürüne indi yere!! Kulağının arkası fena sıyrılmış, kabuklu şimdi :((

Tam ben bu yazıyı yazmaya başlamadan önce de yarım kase dondurmayı ellerine, yüzüne, bacaklarına, pijamalarına, masaya ve birazcık da örtüsüne yedirmiş bir güzel.. Temiz-pak bir banyonun ardından şimdi dinlenmekte kendisi :P

Hani hep derler ya, "Şu reklamları koymasalar olmaz mı bu dizilerin arasına?".. Ben de diyorum ki, "Lütfennnn, en azından bir reklam arası istiyorummmmmmmm...."




.........................



Akıllı bıdık Yusufcuğu dün yıkayacaktım yine.. ( Kimbilir hangi muzur sebepten ötürü :P ) Kombiyi açtım, onu banyoya sokup kıyafetlerini çıkardım.. Tam kapıyı kapatacaktım ki bilmiş bilmiş, soru sorar bir ifadeyle "Habvuu?" dedi bana.. Baktım havluyu herzaman astığım yeri işaret ediyor ve orası boşş.. Havluyu almayı unutmuşum ama küçücüğüm unutmamış işte :))

Maşaallah sana meleğim..

Bu özelliği bugünlerde çok dikkatimizi çekiyor zaten.. Bir işin nasıl yapıldığına dikkatle bakıyor, tabir yerindeyse ritüelini öğreniyor ve sonra o da aynı şekilde uyguluyor ya da aynı şekliyle bekliyor bizden.. Örneğin "Yemek yiyeceğiz.." dediğimde mutlaka örtüyü ve ekmeği almaya koşuyor mutfağa ya da sabah uyanınca hemen tokamı uzatıyor bana saçlarımı toplamam için.. Ne zaman ne yapılacağını, neyin önce neyin sonra yapılacağını çok iyi ayırdediyor maşaallah..

Ozan yandı :))
Dün, "Eyvahh, bir müdür kafa daha yetişiyor desene.." dedi Yusufcuğun okuduğu gazeteyi katlayıp kenara koyuşunu anlatırken.. Bana hep "müdür kafa" der de kendisi ayrıntıları önemsediğim, herşeyi yapılması gerektiği gibi yapmaya çalıştığım için..

Bir de artık hafıza anlamında çok geliştiğini farkediyoruz Yusufcuğun maşaallah.. Oynadığı bir oyunu ya da oyuncağı unutmuyor.. Ya görünce aynı şeyleri yapıyor ya da bana hareket ve mimiklerle tarif ediyor olayı :)) Yaklaşık bir ay önce Havva abla bir penguen hediye etmişti Yusufcuğa.. Bir süre oynadıktan sonra sıkıldığı için kaldırmıştım.. Bir ara gözden kaybolunca daha değerli oluyor çünkü oyuncakları küçük beyin.. Neyse.. Geçen hafta çıkardım, hemen "Habva teii" dedi bana.. Havva teyzesi vermiş yani :)) Maşaallah bebeğime..

Ayrıca geçenlerde babasıyla biraz tartıştı beyefendi :P Sonradan itiraf ettiğine göre, hafiften bir iki vurmuş babası.. O gece misafirimiz olduğu için ben olayın farkında değildim.. Gece yatmaya gittiğimizde Yusufcukta bir değişiklik farkettim.. "Babaağğğ" diye ağlamadı, odadan kaçmaya çalışmadı, hemen yattı yanıma.. Ozan'a sordum ne olduğunu, anlattı.. Sonra "Yoksa küstü mü bu bana?" diyerek Yusufcuğu öpmeye kalktı ama öptürmedi kendini babasına Yusufcuk.. İki üç kere denedi Ozan ama öpmeyi başaramadı.. Unutmamış babasının vurduğunu, küsmüş!! Neyse ki sabaha barıştılar :P


.....................



Ola ki Yusufcuğa saatin kaç olduğunu sorarsanız, alacağınız cevap şu: Oğmm

Yani saat on :)) Biz her gece "Aaa, saat on olmuş.. Hadi yatağa.." diye diye yatağımıza gidiyor ve tepişe tepişe, dakikalarca direne direne uyuyoruz :P Dün baktım tam olarak daldığında saat on ikiye yirmi vardı!! Acaba diyorum, hiç kendime eziyet etmesem mi? Sızıp bayılana kadar oynamasına izin versem mi geceleri? Yatma saati değiştirmeyecek sanırım benim bebişin uyku saatini :((


...........................



Yarın yapmayı planladığım kutlama Pazartesiye kaldı.. Kur'an-ı Kerim'i Havva ablanın okumasını isityorum çünkü ve o da yarın müsait değilmiş, pazartesi gelebileceğini söyledi..

Benim için Kur'an'ın doğru okunması çok önemli.. Bazı mevlüt ve programlarda rastlıyorum çünkü, hızlı hızlı, yanlış okunuyor ayetler.. Anlamları değişiyor.. O ortamda da düzeltsen bir türlü, düzeltmesen bir türlü.. Birşey desen hemen "cık cık"lıyor hanım teyzeler!! En iyisi ben güvendiğim birisine okutayım da içim rahat etsin..

İkram olarak etli pilav-ayran mı versem yoksa çayın yanına çeşit çeşit ikram mı hazırlasam, karar veremedim.. Hangisi daha uygun olur acaba?

Lokumlarımızı da yarın Beypazarı'ndan alacağım inşaallah.. Ozan yine gidiyor, biz de peşine takılacağız oğlumla.. Sünnetten beri ilk gezmemiz olacak inşaallah ve ben cidden çok bunaldım artık evde..


........................



Halılarım geldi çok şükür.. Artık gelebilir herkes, evimiz tamamen hijyenik :P

Dün evi silip serdim hepsini.. İşin başında şippidik şippidik sildiğim yerlerde gezen ve küçük ayak izleri bırakan Yusufcuğu da babasına verip balkona gönderdim :)) Ama en önemli parça (:P) tam salonun orta halısı lekeli kalmış!! Yusufcuğun döktüğü pekmez şerbetinin izi tam çıkmamış maalesef.. Bugün yine gelip aldılar o halıyı.. "Pazartesiye yetiştiririrm.." dedi adam ama bilmiyorum artık ne olacak..


.........................



Ozan bugün son finaline girdi ve dönemi kapattık çok şükür..
Darısı seneye, son sınıfın başına :))


........................



Ozan'ın şirketi, çalışanların istedikleri heryerden internete bağlanabilmeleri için uydudan kablosuz bağlantı sağlayan bir kart vermiş tüm elemanlara.. Ozan getirdi bugün.. "Olleyyy oleeyyyy" diyorum, başka birşey demiyorum :)) Allah vatana millete, bizim şirkete ve tabii bir de uydulara zeval vermesin :))

Bu ne demek?
Artık sadece üçlü prizin ve modemin olduğu yerde oturmak ve yazmak zorunda değilim demek..
Balkonda bile blogcuğumu yazabilirm, sizi okuyabilirim, bir yandan da çay içebilirim demek..
Köye gittiğimde yazmaya ara vermek zorunda değilim demek..

Oleeeyyyy diyorum yaa, oleeeeyyyyyy :))
(Tabii kurmayı başarabilirsem.. Erkenden sevinmesem mi ne :P )

Bilgisayar demişken aklıma bir de üzücü birşey geldi, son olarak onu anlatayım.. Hem Ozan'ın çok yakın bir arkadaşı hem de kardeşim (daha iki gün önce) şirketin verdiği laptopu çaldırdı!! Hatta kardeşimin olayı o kadar ilginç ki hayrete düştüm yaa.. Yolda telefonu çalmış ve kenara çekip konuşurken arkadan götürmüşler bilgisayarı.. Bu arada da bir adam kardeşime birşeyler işaret ediyormuş karşı şeritten, arabadan.. O da trafikte telefonla konuşuyor diye kızdığını sanıp o adama bağırıp çağırmış bir güzel.. Adam da gazlayıp gitmiş!! Meğer adam hırsızı anlatmaya çalışıyormuş ona.. Nereden bilsin işte, gitti laptop!!

"Nasıl bir devirde yaşıyoruz?" demek istemiyorum.. Bu çok moral bozucu bir cümle.. Sadece bu zamana hasmış gibi lanse oluyor herşey.. Kötülük hep var çünkü.. Vardı, var olacak.. Ben sadece "Allah ıslah etsin böylelerini.." demek istiyorum.. Ve tabii bizi, sevdiklerimizi ve tüm iyi insanları şerlerinden korusun.. Amin..

7 yorum:

firdevs dedi ki...

evet lutfen bir reklam arasi :p nutfeeen :)))

kardesinin laptopu icin uzuldum :(
ben boyle olaylari yalnizca Allah korkusuna bagliyorum ..ne demisler kork Allah'tan korkmayandan !

sobenin civabini bekliyorum :p

((Y*A*S*E*M*i*N)) dedi ki...

YUSUFÇUK dizisini ben de izliyrum.
Ya tabi biz uzaktan izlediğimizden çok hoş geliyor.
Sen bizzat sette çalıştığından olsa gerek bayaa bi yoruyo seni.
....
Ama çok ta zeki bir çocuk maşallah.
Farklılığı hemen farketmesi, ayrıntıları kaçırmaması çok güzel.
Tekrar maşallah.
Kardeşinin bilgisayrına çok üzüldüm.
Hani o kadar sinir oluyorum, bir okadar da üzülüyorum bu hırsızlık olaylarına.
Kendimi ve yetiştirdiğim çocukları düşünüyorum.
Omuzlarımda çok çok büyük bir yük hissediyorum.
Eğitmek yetiştirmek çok çok zor.
Öğretmek tamam da eğitmek gereçekten çok zor.

Kremali'nin annesi dedi ki...

Hay Allah, halbuki reytingi bu kadar yuksek bir dizinin daha cok reklam arasi vermesi lazim:) Anlasildi, bu diziyi yapanlarin paradan puldan daha yuksek idealleri var:))

Insaallah Pazartesi gunku toplantiniz cok guzel ve feyizli gecer. Ve umarim hem mamalardan hem de dualardan bize de pay duser. Cok ciddiyim, eger hatirlarsan ve edilen duaya benim ismimi de ekletebilirsen cok sevinirim. "Sey, Havva Ablacim, benim bloga dadanan Ayse Sule diye belki sizden bile geckin biri var. Bi dua etseniz de daha az musallat olsa, omrunde pasta yuzu gormese...", gibi dualar ettirme ama tamam mi:)

ŞimalŞimal dedi ki...

şöle kıvırta kıvırta senin için bi reklam repliği geliştirdim. şimdi gözlerini kapa ve hayal et: reklamlarrr :)

MaşaAllah SubhanAllah Yuduuucuğuma :) Allah a emanet. Daha dur annesi neler göreceksiniz nelerrr. Küçük dilinizi sıkı tutun :)

Bizim de bi abinin laptopu çalınmış, evinden. Bu ne yaaa salgın gibi. Allah iyi etsin bu insanları. Amin.

ben de laptop istiyomm,
ben de o uydu kartından istiyomm,
ben de ben deeee...

Allah a emanet,
Selam ve DUA ile...

Adsız dedi ki...

ben arabaya bindiğim an kapıların hepsini otomatik kilitlerim. gerçi bu vicdansızlar o zaman pencereyi patlatıp öyle kapıp kaçıyorlar. sevgiler geçmiş ola..
züleyha

beste dedi ki...

canım kuaybeciğim ve melek yusufcuğum sizlere yeniden kavuştuğum için çok mutluyum okuyacak epey şeyler birikmiş henüz okumadım yusufcuğun sünnetide hayırlı olsun kuaybe..çok teşekkür ederim sana kuaybeciğim..sana o severim mimlerinde söylediğin gibi en sevdiğin dualardan ediyorum ...sevgilerimizi yolluyoruz sana öptük yusufuda

Melek* dedi ki...

KUAYBECİĞİM UZUN ZAMANDIR BLOGUNA UĞRUYAMADIM GELDİM NELER OLMUŞ YUSUFÇUK SÜNNET OLMUŞ NASILDI KAÇ GÜNDE AYAKLANDI ÇOK ZORLANDIMI NASIL OLDU YANİ BANA YAZARMISIN BİZDE ZAHİDCİĞİ YAPTIRMAK İSTİYORUZDA. YUSUFÇUĞU ÖPTÜM