Evlilik Yıldönümü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evlilik Yıldönümü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2007 Pazartesi


Bu haftasonuna,
güzel bir çiçekle kutlanmış evlilik yıldönümümüzü ( 21 Temmuz )


Şehrin kenarında yapılmış güzel pikniğimizi..

Ve ilk oy kullanma tecrübemizi sığdırdık biz...



Gelelim ayrıntılara :))

İyice sordum soruşturdum, çiçeği bu sefer satın almış Ozan, önceki gibi beleş değil yani :))
Bu sefer de benim hediyem yoktu, iyi mi?
Ben de hediye olarak piknik sepetimizi hazırladım ve Ozan'ın ne zamandır gitmek istediği ama arabamız olmadığı için benim razı olmadığım - bebek arabası ve o kadar eşyayla önce uzun uzun yürüyüp sonra da bir dağın eteğine çıkmak takdir edersiniz ki pek razı olunacak bir durum değil :)) - pikniğimizi gerçekleştirmeye karar verdik. Evden çıkmadan önce asla söylenmeyeceğime dair kendi kendime söz verdim ve çok yorulsak da harika bir gün geçirdik.. En mutlu olanımız da herzamanki gibi minik meleğimizdi..

Kaan bebiş taa İngilterelerde çingene salıncağında uyur da benim meleğim durur mu? Piknikte ilk çingene salıncağı deneyimimiz de yaşamış olduk..


Yapması babadan..



Sallaması anneden..

Mışıl mışıl uyuması de minik melekten :))

Yanlız bizim salıncak biraz küçük oldu sanırım, ayaklarını sığdıramadık bücürün.. Bir dahaki sefere şöyle kocamaaaan bir pike götürmem lazım..


Ayrıca Yusufcuğun çingene salıncağında uyuma rekorunu da not emeliyim buraya.. Tam 35 dakika!! Daha kısa uyuyan bebek olmamıştır eminim.. Şimdi sorum şu, bu bile işe yaramadıysa bizim bebişin uzun uzun uyuması için başka yol kaldı mı denenecek?


..............................


Yusufcuk uyurken Ozan tek seferlik pratik mangalımızı yaktı - hiç memnun kalmadık bu arada, denemenizi pek tavsiye etmem - ve köftelerimizi pişirdi..


Ben de onları afiyetle yedimmm..

Yusufcuk uyanınca da onu tutmak pek mümkün olmadı.. Babasıyla oyunlar oynadı, yapraktan dikene ne bulduysa inceledi..

Eve gider gitmez ilk işimiz bu kir ve toz yumağını cupcuplamak oldu :)) Ayakları karardı resmen toprakla oynamak için cabaladıkça.. Oğlumu hiç bu kadar kirli görmemiştim ama bir o kadar da mutluydu..

Bir kısım nebatatın da tadına baktıktan sonra hava kararmak üzereyken eve döndük :))

...................

Ertesi sabah yataktan belimin sol tarafı ve sağ omzum iptal olmuş bir halde kalktım! ( Bu arada benim kolum ve boynum hala geçmiş değil, hatta çok kötü durumda.. Doktora gittik geçen hafta ve adam lif kopmuş olabileceğini, kalıcı bir hasar bırakabileceğini söyledi, "Güzel bir ilaç yazayım.." dedi, yaza yaza ağrı kesici yazmış! Bu doktorla ilgili ciddi şüphelerim var.. Hani oluyor ya hastanelerde, hastabakıcılar falan giriyor doktorların yerine onlar yokken, kesin öyle birşey var bu işin içinde... )

Kahvaltımızı edip oyumuzu kullanacağımız okula doğru yola çıktık.. Gideceğimiz yer 100 metre ya var ya yok ama ben Yusufcukla ilgili ne var ne yoksa aldım yanıma.. Biberon, cici bebe, penye battaniyesi, diş kaşıyıcısı, şapkası, oyuncağı vs. vs.. Zannediyoruz ki dakikalarca sırada bekleyip Yusufcuğu oyalamaya çalışacağız.. Allah'a şükür hiç umduğumuz gibi olmadı.. Gider gitmez kartondan bozma minik kabinimizde :)) oyumuzu kullandık ve "Eee, bu kadar mıydı?" deyip evimize döndük..

..................

Bugünlerde çoook önemli iki konuda yazmak istiyorum ama hala fırsat bulabilmiş değilim.. Birincisi Yusufcuktan somut örneklerle uyku konusu, ikincisi de özellikle Asya ve yeni annelerin yazdıklarından hareketle doğum sonrası depresyon..

Babasının Yusufcuğa aldığı harika kitaplar da var tabii sırada..

Of yaa, hayata yetişemiyorum artık ben!