14 Mayıs 2008 Çarşamba

Güya arayı açmadan hemen yazacaktım! Ama o fırsat nerdeeeee?


Yusufcuk büyüdükçe ve daha da hareketlendikçe ben daha önce yapabildiğim ve ufak gördüğüm şeylerden bile gittikçe daha da uzaklaşmaya başladım.. Artık kek yapmak - dün verdim bu kararı - ya da blog yazmak bile lükse dönüşüyor galiba benim için :((

Umarım bu durum, "Neden sayfama uğramıyorsun?, Neden geldiğin halde bana yorum yazmadın?, Neden benim linkimi listene eklemedin?" gibi beni çok üzen mail ve yorumlarla da birleşip yazmayı tamamen bırakmama neden olmaz..

( Gizli gizli sitemimi de etmiş oldum böylece :P )



Neyse.. Önce haftasonumuzu anlatayım biraz, sonra da "Yuduu"nun maceralarını..

Cumartesi günümüzü, gece yoldan gelmesine ve tam dinlememesine rağmen gününü bize adayan babamızla geçirdik.. Önce salonumuzun şeklini değiştirdik yine çünkü Yusufcuk konsolun üzerinde duran televizyonun üstünü mekan edinmişti artık kendine!! Durup durup televizyonun üstüne çıkıyordu ve en sonunda da düştü kaçınılmaz olarak.. Tahmin ettiğim için yakın markajdaydım zaten, ucuz atlattık çok şükür.. Yanlız o başını vurmasın diye kolumu arkaya hızla çevirip onu tuttuğumdan, benim bileğim mor biraz!! Fazla sert yapmışlar bizim mobilyaları :P


Mekan değişiminin arkasından evin erkeklerini uyutunca etrafı toparlayıp temizlik yaptım bir güzel.. Bir de şu kendi kendine "fıs fıs" yapan oda spreylerinden koydum salona, ohh, miss gibi oldu evim :))


Canlarım uyanınca yemek yedik, hazırlandık ve hemen çıktık.. Önce kermese uğradık, Havva ablanın yanına.. İhtiyacı olan öğrenciler yararına yapılan mantıdan yedik, birkaç parça birşeyler aldık.. Hatta bir ara Havva ablanın yerine geçip satış bile yaptım :)) Ve Yusufcuk doğduğundan beri uzak kaldığım bu gönüllü işleri ne kadar özlediğimi farkettim.. Sırf Allah rızası için yapılan bir işin, insanın ruhunu ne kadar tatmin ettiğini bir kez daha hatırladım..


Oradan çıkışta Ozan'ın okuluna uğradık.. Aslında niyetimiz bahar şenlikleri için kurulan oyun alanlarına uğramak ve Yusufcuğa "atraksiyon" yaşatmaktı - burada enerjisini atıp evdeki tırmanma alanlarından vazgeçsin diye- ama şenlikler bittiği için sökmüşler herşeyi :(( Biz de sadece kampüsü turlayıp döndük..



Bu çiçeklerin istisnasız hepsi,
Yusufcuğun engin sevgisinden ve okşamalarından nasibini aldı..

Doğasever ve dahi ot-böcek uzmanı kocacığım, benim yanından geçtiğim halde görmediğim mantarları Yusufcuğa gösterirken..


Okuldan çıkışta, iki gündür heyecanla beklediğim ziyarete gelmişti sıra.. Lise arkadaşım Banu ve eşi Hakan abi bizi bekliyorlardı çaya.. Giderken nasıl heyecanlandım anlatamam.. Yıllarımı aynı sıralarda, birlikte geçirdiğim canım arkadaşım gelin geldi Ankara'ya.. Karşılıklı oturup çayımızı içerken ikimiz de birbirimize bakıp bakıp kikirdedik :)) Daha önce, ben hamileyken o bana geldiğinde de aynısı olmuştu.. Çok garip ve inanılmaz gelmişti yıllar sonra birimizin, diğerinin evinde olması..

Çok sıcak bir karşılamanın ardından hediyesini verdim Banu'ya.. Ama Yusufcuk biraz hırpalamıştı kendisini, kusura bakmadı artık :)) Paket ve üstündeki süsümüz arabada oyuncak olmuş Yusufcuğa.. Orada da bir ara hediyenin paketiyle oyaladık zaten afacan oğlumu.. Oyuncakları, limon sıkacağını falan doldurduk içine..

O akşam eve dönünce Ozan'la, bir daha Yusufcukla yeni evli ya da çocuksuz bir çiftin evine gitmemeye karar verdik :P Hani kimsenin gözünü korkutmamak açısından.. Gecenin sonunda Banu'nun evindeki manzara şuydu : Vitrin, konsol ve sehpaların üstündeki tüm süsler masanın üzerine istiflenmiş, odalardaki oyuncaklar salonda sağa sola saçılmış, limon sıkacağı, tatlı kaşığı, çay tabağı vs. zararsız mutfak ekipmanı orta sehpaya sıralanmış, Yusufcuğun oraya buraya tırmanmak için basamak olarak kullandığı küçük sandık koridora çıkarılmış, anne ve babanın pili bitmiş, kibar ev sahiplerimiz belli etmese de hayrete düşmüşlerdi :))

Yine de harika bir akşamdı, sağolun Banucum..


............................



Pazar günü ne yaptık bilin bakalım?
Evet evet, aynen tahmin ettiğiniz şey :))

O günü normal bir piknik gününden ayıran ise, oturduğumuz yere -çeşmeye çok yakındık- su içmeye gelen bir inek sürüsü ve "Yusufcuğun içindeki çoban"ın ortaya çıkışıydı :))
Minnoş bir bebeğin, kocaman bir sürüyü tedirgin edip yer değiştirmesine sebep olabileceğine şahit olduk!!



Sabah evden çıkmadan, Hilmi Yavuz'un "Bulutlara Bakmak" yazısını okumuştum..
Onun üstüne harika oldu bu piknik..
Ben de kendime bir "göğe bakma durağı" tayin ettim ve manzaranın tadını çıkardım..



Montessori Grubu'nun "bahar" aktivitesini de gerçekleştirdik tabii bu arada..
Yusufcuk, oradaki çoban amcanın "birşey olmaz.." teminatıyla içine bıraktığımız ekinleri bir güzel inceledi,
toprakları avuçladı, biraz yemeye çalıştı, biraz havalara saçtı..
Ama çok eğlendi..



Daha sonra babamızla yaptığımız uzun yürüyüşte
uzaktan bir tilki, bir tavşan ve iki de angut gördük..

Dönerken de karşımıza bu minnoş kır kuşu yumurtası çıktı..Maviş yumurtanın ne kadar minik olduğunu anlayın diye, uyuyan Yusufcuğun elini uzattırdım babasına, öyle çektim fotoğrafı :))

O yumurtanın içinden nasıl cicik bir kuşun çıktığını tahmin bile edemiyorum!!


Vee.. Değişmeyen gün sonu manzarası :))




Aslında Ozan'ın odun ateşinde demlediği çay harika bir anneler günü hediyesiydi bana ama piknik dönüşü Anneler Günü fuarına uğradık benim ısrarlarım sonucu :))

Hediyemi kendim seçtim ve babamızı da unutmadım tabii.. Ona da üzerinde "World's greatest dad" (Dünyanın en harika babası) yazan bir fincan aldım.. Gerçi üzerindeki "Homer" resmine bozuldu biraz "Benimle ne alakası var.." diye ama olsun.. Ben biliyorum ne alakası olduğunu :P


...............................



Yusufcuk bir haftadır ekstra huysuz ve huzursuz.. Sabah baktım, üst ara boşluklardaki iki diş kabarmış sanki.. Galiba onların sıkıntısı.. O şimdiden böyle olunca Ozan da ben de sünneti düşündükçe geriliyoruz.. Sabah akşam "Adıdıı, adıdıııı" diye ağlayacak gibi geliyor bize.. Aksi gibi, sünnetin olacağı hafta aynı zamanda Ozan'ın finallerinin de başlayacağı hafta.. Acil bir çözüm planı bulmam gerekiyor aksi halde okulun kütüphanesinde konaklayacak kocacığım :P


Babaannemiz haftaya gelecek galiba.. Artık biraz o biraz ben her istediğini yapacağız Yusufcuğun iyileşene kadar.. İki de yeni oyuncağımız var.. Şimdi sakladım, sünnet olunca çıkaracağım, onlarla da biraz oyalanır, acısını unutur diye düşünüyorum..


Bu arada, Yusufcuğun sünnet kıyafetiyle şöyle güzel bir pozunu da koymadığımın farkındayım ama daha çekemedim ki :(( Hiçbirşeye fırsat bulamıyorum demiştim di mi !!



...............................



Küçücüğüm beni üzüyor üzüyor, sonra yanıma gelip başını arkaya atıyor ve "kaymaktan" bir öpücük veriyor bana, herşeyi unutuyorum :)) Artık oranın adının "kaymak" olduğunu da öğrendi, "Gel annecim kaymaktan öpücük alalyım.." deyince hemen öptürüyor bana başını arkaya eğip..


"Baba"sal krizlerimiz devam ediyor.. Her gece "baba" diye ağlayarak uyuyup her sabah "baba" diye ağlayarak uyanan bir oğlum var!! Zannettiğimden daha çok özlüyor galiba babasını ve haftaiçi evde olduğu sınırlı sattlerde doyamıyor babasına..


Buyda (burada), huyda (şurada) ve neyde (nerede) demeyi öğrendi.. Bir de Havva teyzesine tatlı tatlı "Habva" diyor, içini eritiyor :))


Günüm gecem Yusufcuğun döküp saçtıklarını temizlemekle geçiyor!! Dünkü sütü hallettim de salondaki halıya döktüğü pekmezli şerbetin lekesi üç kere silmeme rağmen hala çıkmadı.. Mucizevi bir formülü olan varsa yazsın lütfen.. Halım beyaz ayrıca, bildiririm :P


İşine gelmeyen birşey yaptığımda eliyle de ittirerek "gihh" diyor bana !! Az önce dedi mesela, onu koltuğun tepesinden indirdim diye..


Çorap ve pijamalara hiç tahammülü kalmadı.. Çıkarıp çıkarıp duruyor.. Buralara daha tam anlamıyla bahar gelmediğinden üşüyecek diye korkuyorum.. Ah yaz gelse de, giydirsem ciciş şortlu takımlarını.. O da rahat etse, ben de..


Son olarak da dün yaptığı birşeyi yazıp kapatayım artık bilgisayarı.. "Attaa" götüreceğime söz verdim, mızmızlanıp duruyor yanımda.. Dün kaka yapınca hemen yanıma geldi Yusufcuk.. "E ee" dedi ve eliyle kötü bir koku duyulunca yapılan hareketi yaptı "öff" diyerek.. Sonra da koşa koşa yatakodasına gitti, poşetinden bez alıp tutuşturdu elime.. En son olarak da altını değiştirirken serdiğim örtüyü koydu yatağa ve işaret etti bana.. Ee, rahatsız oluyor çocuk artık, ne yapsın ?



Şimdilik hoşçakalın.. Gece Yusufcuğu uyutunca ben de sızıp kalmazsam uğrarım :))

17 yorum:

firdevs dedi ki...

:)) ah yusufcuk ahh :p beyaz halinin uzerine pekmez dokulur be yavrum :))

kuaybecim , sen haline sukret canim :p benim sabah gozlerimi actigim manzrayi gorseydin :p

dun mustafa dolaptan un kovasini cikariyor diy ust rafa kaldirmistim :p sabah muhammed kendine yiyecek birseyler ararken bir guzel dokmus unu :p elektrikli supurgeyle superemiyorumda :p 2 saat yerlerde surundum :p

ben senin gizli sitemini tehdit gibi algiladim :p zaten herkes sifreli bloga gecis yaparken birde seni kaybetmenin uzuntusune dayanamam :)) seyrekte yazssan yinede seni burda gormek guzel :))

yuduuyu da operim cok :)

meleklerim ve ben dedi ki...

Merhaba Yusufçuğun maceralarına bayıldım.Bizim evdede 2,5 yaş ve kız modeli var Yusufçuğun ama yaramazlıkları bile tatlı şekerlerin.(çocuklarımı özledim galiba.Şu anda işteyim eve gidince inşallah bu yazılarım aklıma gelmez).

Adsız dedi ki...

Selamünaleyküm efendim,
sünnet mevzuu bahis olunca oğlum geldi aklıma size yazmak istedim. Oğlum sünnet olduğunda 17 aylıkdı ve bezliydi haliyle. ve sünnet olduğu günün gecesi mızmızlandı sadece, çiş yaptıkça. Ertesi gün herşey normale dönmüştü, Elhamdülillah. Bence siz endişelenmeyin. Yusufcuk da bezli olduğu için şanslı. Bezli olunca çok daha çabuk iyileşiyormuş.içiniz rahat etsin :) inş. çok kolay atlatacaktır Yusufcuk da,Allah ın izni ile.
Erkekliğe ilk adım Hayırlı ola inşaAllah :)
http://yurektenkalemedusenler.blogcu.com/

Kuaybe dedi ki...

Firdevscim, şükrettim halime :))
Ama niye süpüremedin onu anlamadım.. Sabah çok erken diye mi? Süpürgeye birşey olur diye mi?

Ya tehdit değil ya valla.. Ama bazen çok kırıcı yorum ya da mailler alıyorum.. Ben sana yorum yazdım, sen bana geldin yazmadın, vs.. Ben kimseye kendisine hergün yorum yazmayı vadetmedim ki.. Kaldı ki, sırf ben de ona yazayım diye bana yorum yazan varsa yazmasın gerçekten..

Cık cık..

Ben zaten sevdiğim arkadaşları okuyor, fırsat buldukça ziyaret etmeye çalışıyor ve o konuda söyleyecek birşeyim varsa da yorum yazıyorum.. Bazen de çok yazmak istediğim halde ya Yusufc ağlıyor, ya başka bir mesel oluyor ya da bilgisayarın fişini çekiyor, sonra da bir daha açmak gelmiyor içimden, kalıyor..

Bana sitem etmeyin arkadaşlar artık lütfen yaaa :((

Kremali'nin annesi dedi ki...

Aynen Firdevs, bu Kuaybe bizi resmen tehdit ediyor. Daha once bana kizip bak blogumu yorumlara kapatirim haa demisti, simdi de yazmayi hepten birakirim diye gozumuzu korkutuyor. Tamam ya, sitem etmiycez bi daha, soz. Sen yeter ki yazmaya devam et, pliizz :)

Bu arada sizin Minik Aga, yeni botlariyla sahaya inmis. Hadi hayirlisi:)

Cok optuk ikinizi de.
Sevgiler...

muko dedi ki...

oofff offf okurkenn ben yoruldum canım ya:S
Allah yardımcın olsun,yusufcuk büyüyünce yine yaparsın o gönüllü yapılan işleri.

her zaman ki çok tatlı bu yusufcuk belki her yorumum da yazıyorum ama öylehissediyorum rabbim nazarlardan korusun..

sünnette Allah kolaylıklar versin ,Ömer 3 yaşında sünnet olmuştu o günler geldi aklıma ..

ayrıca halının üzerinde ki leke için bir ürün tavsiye edebilirim sana Amwayın türk versiyonu diye geçiyor biizm buralarda çoğu ürünü çok güzel ve halı şampuanıda harika bakmak istersen bir gözat derim
http://www.biobellinda.org/urunler.html


yaaaaaaaa ayrıca şu süprizi iyice merak ediyorum haberin olsun :S
sevgiler canım..

Kremali'nin annesi dedi ki...

Hilmi Yavuz'un o guzel yazisini okumama vesile oldugun icin de ayrica cok tesekkurler Kuaybe. Simdi, zihnimde o yazi, cektigin resimleri tekrar seyretmeye gidiyorum ben:)

firdevs dedi ki...

kuaybecim supurgem yenide :p ondan supuremedim :p kullanma klavuzunda un gibi toz halindeki seyleri asla supurmeyin yaziyordu :p

sevgiler:))

Kuaybe dedi ki...

Merhaba "Meleklerim ve ben", hoşgeldin.. Nasıl oldu bilmiyorum ama ben Firdevs'e cevap yazarken yoktu yorumun, şimdi görünüyor.. Onaymeselesinden dolayı galiba, neyse..

Eve gidince şu "tatlı yaramazlık" meselesini bir daha düşün bakalım sen :))


"Yürekten kaleme düşenler, merhaba, siz de hoşgeldiniz.. Sizin yorum da aynen üstteki gibi görünmüyordu o anda.. Ama olsun şimdi cevaplarım ben de :))

Yüreğime su serptiğiniz için çooook teşekkürler.. Yusufcuk hala emdiği için de şanslı olduğumu söylüyorlar.. Sakinlşetirmede çok işe yarıyormuş.. Göreceğiz bakalım.. Biz de tam 20 aylık olacağız inşaallah sünnette, kolayca atlatmak için dua ediyorum..

Kuaybe dedi ki...

Ya Ayşe Şulecim yapma ama yaa.. Vallahi sana yönelik değildi yazdıklarım.. Sana yazdığım yorumda da söyledim ya, bu uzun süredir düşündüğüm birşeydi - ki hala düşünüyorum ama çok güzel paylaşımlar da oluyor, onlara kıyamıyorum :((

Tehdit etmedim, yanlış anlamayalım pliiz :))

Yazı da çok harikaydı ama di mi.. Zaten çok severim Hilmi Yavuz'un yazılarını, bu ekstra güzeldi.. Piknikte de pamuk gibi bulutlara baktıkça daha da etkiledi beni..



Mukocum, sürprizzzz, hıımm.. Vallahi unutmuşum.. En kısa zamanda hayata geçirelim bakalım :))

Ürün tavsiyesi için de sağol.. Bakacağım inşaallah.. Halıyı yıkamaya vereceğiz ama leke çıkmazsa denerim o ürünü de..


Firdevscim anladım.. Her süpürge için mi geçerli acaba bu? Ben yandım o zaman.. Yusufcuğun döktüğü unlardan yulaf ezmelerine herşeyi süpürüyorum ben!!

Adsız dedi ki...

Siz yazınca yine aklıma geldi :)) oğlum emmiyordu hatta o zaman. Hatta o beni sadece 20 gün emdi. Bu anlamda birlikteliğimiz çok kısa sürdü. Belki de O nu bırakıp çalışacağım için bir sitemdi bu. Bilemiyorum şimdi kim kimden helallik alacak. Ben sadece 9 ay karnımda taşıdım Allah ın izni ile. O ise beni hep bekledi, uzun günlerin sonunda yorgun argın eve gelişlerimi. Ve bir gün babasına ben büyüyünce annemi çalıştırmayacağım dedi. İşte bu bizi yıktı geçirdi. Yüreğimiz ve pare pare oldu. Ama çalışmaya devam ettim,ediyorum. Rabbim hayırlısını nasip etsin inş.(Amin,ecmain) Hakkınızı helal edin. Ağlama duvarı yaptım burayı ben. bu gecelik sadece. Sadece kendime bir serzenişti, bir iç döküştü. Teşekkürler :) Selam ve DUA ile...
http://yurektenkalemedusenler.blogcu.com/

www.kelebekgibi.blogcu.com dedi ki...

DOga Gezintinize bayildim ben, dogayi seven bir ailesiniz bunu görüyorum cogu yazidan. ..Yusufcukta cok sansli dogayla yakindan , ic ice vakit gecirmis oluyor!

Bu yorum konusunda ben sitem etmiyorum. Aslinda ilk baslar bu tip seyler aklimdan gecmisti ama...Acaba dedim kisiye göre mi yorum yaziyor..vs. Sanirim belirli kisilere yaziyorsun, daha iyi tanidiklarina diye düsündüm.
Ama sonucta ben buraya Yusufcuktan haberler almayi ve senin yazilarina kattigin pozitifligi okumayi sevdigimden geliyorum.
Bence yazmaya hep devam et:)
Sevgiler

Adsız dedi ki...

:)
Ziyaretiniz beni çok mutlu etti. Allah razı olsun. Rabbim herkese hayırlı evlat(lar) nasip etsin inş. Evladımızla imtihan etmesin bizleri rabbim. ve bize Onları rabbimizin yolunda yürüyen erler olarak yetiştir(ebil)meyi nasip etsin inşaAllah.Amin,amin,amin.
tekrar ve her zaman bekleriz efendim :)

http://yurektenkalemedusenler.blogcu.com/

namı diğer www.annesininbitecigi.blogspot.com
:)

SeiNeB dedi ki...

yusufcuğun mavi çizmeli hallerine bayıldım yaa..heidi'nin erkek versiyonu sankii..çok şirin yaa maşaallahh..hem şirin hem afacan ^_^ ALLAH kolaylık versin aplaa sanaa :)) sevgilerimlee ^_^ yuduuuu :))

Adsız dedi ki...

Furkan kuş yumurtasının içindeki kuşu soruyor?
bak bu kuş yumurtası dedim, içinden kuş çıkmış dedim. E hani kuş nerede dedi. biliyor musunuz o güzel yumurtanın sahibi nerede?
Selam ve DUA ile...

http://yurektenkalemedusenler.blogcu.com/

Kuaybe dedi ki...

"Yürekten kaleme düşenler", tekrar hoşgeldin.. İsmini unutuum desem, bana kızmassın umarım :((

İlk yorumun çok hüzünlendirdi beni.. Her ne kadar ara ara hayıflansam da işi bıraktım diye, seni okuyunca geç bir "şükür"ün zamanıdır dedim..

Yumurtanın sahibini bilmiyorum maalesef.. Belki bu haftasonu siz de pikniğe gider ve başka bir miniş yumurta bulursunuz Furkan'a..


Kelebek gibi, merhaba..
Evet doğayı fazlaca seven bir aileyiz, babamız sağolsun :))

Yorum konusunda sitem etmediğin için de teşekkür ederim.. Yukarıdaki cevapta açıklamıştım zaten sorunun neden kaynaklandığını..

Ayrıca bir de blogspottan blogcuya yorum yazmak hata veriyor sık sık.. Neden anlayamadım.. Bir iki yorumum öyle güme gitti mesela..
Ama ben seni okumayı seviyorum, onu belirteyim..



Seinep, kolaylık dileğin için ekstra teşekkürler :))

Heidi'nin erkek versiyonu Yuduu da seni öper :)) Sınavda başarılar diler :))

Adsız dedi ki...

çoğu zaman, bende hüzünleniyor ve geri dönmek ilk doğduğu güne gitmek ve işte oradan yeniden başlamak ama bu sefer yanında kalarak başlamak istiyorum. ama çalışıyor olmamında bir hayrı olduğunu düşünüyorum.ve yaşadığım bir kaç olay bunu hissetmemi sağladı. Kontrol edemiyorum yani ayrılmak bir türlü nasip olmadı. O yüzden burada saklı hikmetler olduğu kanısındayım :)

Allah razı olsun. İnşaAllah biz de sizin ki kadar güzel bir yumurtacık + sahibini buluruz :)

Tekrar geçmiş olsun, Şifa Allah dan inş. Dedeniz bu zor süreci inşaAllah çarçabuk atlatır ve eski sağlığına kavuşur. Amin.

Allah a emanet,
Selam ve DUA ile...

http://yurektenkalemedusenler.blogcu.com/