Kendime kastım mı var? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kendime kastım mı var? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2007 Pazartesi

Merak etmeyin buralardayım..

İyiyiz..

Sadece çok yoğun ve çok güzel üç gün geçirdik çok şükür.. Hala da devam ediyor yoğunluğumuz.. Az sonra da bir arkadaşa çay içmeye gideceğiz.. Gece uzun uzun yazmayı düşünüyorum inşaallah..

Güzel bir blog tanışması, aşama aşama çiçek yapımı, kurbanlıklarla kaynaşan Yusufcuk.. Daha neler neler.. Bizden ayrılmayın :P

( Bu arada marifetli bir iş yaptım, çiçekli böcekli bir şablon bulup onu kaydetmeye çalıştım.. Hem sayfa hem de yazılar kapkara oldu, rengi de birtürlü değiştiremedim.. HTML falan anlamam da ben :)) Tekrar eski düzene dönelim dedim, bir de baktım tüm linkler, tüm sayfa ögeleri silinmiş.. Zamanla normale dönmeyi umuyorum :)) Ezberimde olan linkleri ekleyeceğim inşaallah bu gece.. Diğerlerini de yorum geldikçe eklerim tek tek..
Ah ben ahh.. )

12 Kasım 2007 Pazartesi

Dün gece bir saat erken uyuyabilmenin verdiği enerjiyle dopdolu olarak karşınızdayım sayın okur.. Yusufcuk 23 gibi uyudu ve ben de iki saat çalışıp saat birde yatabildim şükürler olsun.. Tamam gözlerimin altı biraz mor olabilir ama enerjiğim işte :))

Şimdi hemen bu enerjimizi bekleyen iki sobemize harcayalım..


Önce Zehra'nın sobesi..
(Sobeye ait cümleleri koyu yazıyorum, benimkiler normal..)



1.Ben küçükken, yıldızların gükyüzünde biryerlere bağlı olduğunu, öyle gece lambaları gibi aşağı sarktıklarını sanırdım.. Eee, boşlukta sallanacak halleri yok di mi :)))



2.Aslında ben, çok kıskanç bir insanım.. Haset anlamındaki kıskançlık değil ama bu.. Aidiyet duygusuyla ilgili olan kıskançlık.. Bana ait olan, benimle ilgisi olan herkesi, herşeyi başkalarından kıskanırım.. En büyük mağdurum da Ozan tabii :)) Zavallımın içine fenalıklar geliyor bazen "sorgu seansları"mdan!!



3.İlk kopyamı ne zaman çektiğimi gerçekten hatırlamıyorum.. Son kopyamı hatırlıyorum ama söyleyemem :)) Yanlız lisede sınıfca, tam teşekküllü bir kopya maceramız vardı ki hala hatırladıkça gülerim.. Sayın geometri hocamız, bizi affedin!!



4.En saçma huyum, simetri, uyum ve düzen hastalığım sanırım.. Daha önce her çamaşır için sepette aradığım aynı renk mandallardan bahsetmiştim :)) Farklı örnekler de verelim.. Yamuk duran bir sandalye ya da tencere kapağını hemen düzeltmem lazım.. İster kendi evimde ister bir restorantta, farketmez!! Bulaşık makinemde kase bölümüne asla bardak konulamaz mesela, başkası koysa bile çıkarır yeniden dizerim bulaşıkları.. Öyle yapmasam çalışmayacak mı makine? Tabii ki çalışacak.. Maksat hayatı kendime daha da zorlaştırmak olsun !!



5.Cep telefonum bankamın ve kadim dostum gnçtrkcll'in mesajları ile dolu :)) Onları da bir ara silsem iyi olacak.. "SMS belleği doldu.." diye uyarı veriyor telefon.. Bayram, seyran ve özel günleri saymıyorum tabii.. O zaman yoğun bir mesaj trafiğim oluyor haliyle :))



6.Aşk bence çok ama çok çabuk biten birşey.. Gerçekçi olmak lazım.. Ama önemli olan yerini neye bıraktığı.. Sadakat dolu bir sevgiyse eğer, üzülmüyor ki insan zaten :))



7.En sevdiğim bloglar hangileri diye merak ediyorsanız link (izleme) listeme bakmanız yeterli..



.....................


( Öğlen başladığım bu yazıya uzun bir ara verdim, Yusufcuk uyudu, şimdi sıra ikinci sobede.. )


.....................


İkinci sobe ise sevgili Archi'nin sayfasında okuduğum ve bana çok ilginç geldiği için sobeye çevirmesini rica ettiğim bir konuyla ilgili.. Duyduğumuzda çığlık atmak istediğimiz sorular ve cümleler..

- Normal mi sezaryen mi?
( "Sezaryen" cevabından sonra da.. ) Aaa, sezaryen mi? Çocuk doğurmuş olunuyor mu öyle?

İkinci cümle, birebir muhatap olduğum bir cümle!! Ben çocuk doğurmuş olmadıysam eğer, doğduğundan beri gece gündüz bakıp emzirdiğim, gaz-naz hertürlü zorluğunu çektiğim, hala tüm gece uykularımı kendisine feda ettiğim bu yavru kimin? Plasenta ayrıldığı için hayatı tehlikeye giren Yusufcuğu "İlla normal doğum yapacağım.." diyerek bekletseydim ve sonra da onu kaybetseydim daha mı mutlu olacaktınız, çok merak ediyorum.. ( Cık cık, bak yine sinir oldum durduk yerde!! )


- Aaa annesi miiii? Ben ablası sanmıştım..

Bu soruya da çığlık atmak istiyorum ama sevinçten :P


- Kocan için mi kapandın?

Sorunun soruluş tarzından soran kişilerin eğitim ve algılama seviyeleri kendini belli ediyor aslında ama ben yine de belki anlarlar umuduyla şunu yazmak istiyorum.. Hayır, eşim istediği için takmıyorum başörtümü.. Annem istediği ya da babam zorladığı için de takmıyorum.. Herhangi bir gruba üye olmak ya da bir partiye yandaşlık etmek için de takmıyorum.. Sadece ve sadece Allah emrettiği için, O istediği için takıyorum.. Yeterince açıktır umarım..


- Kuaybe mi? Cık cık.. Neden Türkçe değil de Arapça bir ismin var
?

Bu soruyu bana soranlardan birisi de ismi "Sami" olan bir doktordu.. Çok trajikomik gerçekten :)) Ya o güne kadar isminin anlamını ve kökenini merak edip araştırmadı hiç ya da kendi ismine de gıcık..

Evet Arapça bir ismim var, tıpkı ismi Ali, Mehmet, Esra, Hatice, Zeyneb, Faruk ya da Beyza olanlar gibi.. Aradaki fark, benimkinin nadir duyulan bir isim olması o kadar.. Ayrıca bu durumun bence hiçbir sakıncası yok, sizce de olmasın..

( İsmimi ilk defa duyup anlamını merak edenleri kastetmedim bu kısımda, anlamışsınızdır ama ben yine de belirteyim.. Beni kızdıran sırf Arapça olduğu için gıcıklık yapanlar.. Latin kökenli bir ismim olsaydı eminim hiç sesleri çıkmazdı..)


- Uyandın mı?

Yoo, öyle mi görünüyor? Böyle uyurum ben.. Yürür, konuşur vaziyette.. Siz öyle yapmıyor musunuz yoksa?


- Geldin mi?

Hayır, o benim kopyam.. Önden onu yolladım, ben yoldayım :))


- Kadınlar akşama kadar n'apıyor ki evde?

Emin olun bilmek istemezsiniz!!


- Bu çocuğa neden mama vermiyorsun?
- Neden inek sütü vermiyorsun?
- Neden hala çikolata, şeker vermiyorsun?
- Niçin yanında uyumaya alıştırdın?
- Çay vermediğin için kahvaltı etmiyor..
- Rafadan yapsan yumurtayı yer, biz öyle yedirirdik..
- Bu soğukta çocuk gezmeye çıkarılır mı?
- Bak senin ayağın üşüdü, çocukta gaz oldu..
- Niye yoğurdu kendin mayalıyorsun, hazır versene..
- Gece ağlarsa yanına gitme, bırak ağlaya ağlaya uyusun..
- Bebek öyle yıkanmaz, yatırsana yıkarken..
Vb. vb...


Bir senedir bu cümlelere muhatap olmaktan içime fenalıklar geldi.. Yeteeeeeeerrrrrr..
Emin olun ben yavrumu sizden daha fazla düşünüyorum, onun iyiliğini sizden daha çok isterim..
Emin olun..


Öğlenki enerjikliğim yerini kapanmaya çalışan gözlere bıraktığı için aklıma şimdilik başka birşey gelmiyor.. Gelirse eklerim..


Ben de ilk sobe için ilhamını bekleyen k.i.s.d, Sümüklüböcek ve Archi'yi, ikinci sobe içinse Ayça, Sabahnur ve Özlem'i seçiyorum..

Sobe ciciklerim sobeee :))


.................


Bu arada, Yusufcuğun özellikle son iki haftadır beni depresyonlara sürükleyen :P uykusuzluk ve huysuzluğunun sebebi açığa çıktı.. Tabii ki diş.. Dört kocaman beyaz kabarıklık var üstte.. Allah onun da benim de yardımcımız olsun.. Calpol verdim şimdi, inşaallah uyur şöyle iki saat falan.. Çalışmam lazım, tabii bunun için de önce bilgisayarın başından kalkmam :))