bebiş kıyafeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebiş kıyafeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2008 Çarşamba

Dikkat dikkat..

Babaannemiz geldi.. Bir süre uzun uzun yazamayabilirim.. Siz beni beklerken aşağıdaki linklerle oyalanın, canınız sıkılmasın olur mu :P

- Şirin bebiş patikleri

- Örgü oyuncaklar

- Bunlar da örgü oyuncaklar

- Bebişlere örgü "kapliş" ( yani kaplumbağa )

- Ve son olarak kırmızı bir bebiş elbisesi

Anlayacağınız ben bu işe fena takmış durumdayım!!

5 numara şişim ve kalın tığım bir uzvum olma yolunda azimle ilerliyor..
Lütfen biri beni durdursunnnnn....

14 Aralık 2007 Cuma

Dün akşam S. Bey'in sekreterine son bir not bıraktım artık aramalarını beklemediğime ve kitabı başka bir yayınevine satacağıma dair.. Buna rağmen hala arayan olmadı!! Demek ki adamlar çoktan vazgeçmiş benim haberim yok..

Akşam Elife Hoca'yla konuştuk telefonda.. Kendisi bu piyasanın ustalarındandır, sayısını bilmediğim kadar çok kitabı var emek emek yazdığı.. Elimdeki kitabı yazmamı da bir nevi ona borçluyum aslında.. Onun kütüphanesinden üç-dört poşet dolusu kitap taşımıştım eve yazmaya başlamadan önce.. Türkçe kitabı yazarken en önemli ve en çok zaman alan mesele temalara uygun metinler bulabilmek.. Bunu halledince olay nispeten hafifliyor, metinlere uygun etkinlikler tasarlamak ve testler yazmak kalıyor geriye.. Bana çok yardımcı olmuştu Allah razı olsun.. Sadece kitaplarla değil, motive edici konuşmalarıyla göndermişti beni eve ve sonra hızla yazmaya başladım zaten.. Akşam olayı anlatınca "Sen buna üzüldün mü yoksa? "dedi bana.. Öyle bir tavırla söyledi ki o an boş yere üzüldüğümü bir kez daha anladım.. Baştan bu olayın içinden sıyrılmak şükretmem gereken birşey belki de.. Çok daha ciddi boyutta mağdur olabilirdim.. İhtimalleri düşündükçe "Çok şükür.." diyorum şimdi..

Bayramdan sonra ilk işim birkaç yayıneviyle görüşmek olacak inşaallah.. Eminim seneye hazırlık olarak etkinlik kitabı yazdırmak isteyen yayınevleri vardır.. Piyasada bu alanda açık çok çünkü.. "Hakkımızda hayırlısı.." diyerek bu konuyu kapatmak istiyorum artık.. Düşünmek ve boş yere kendimi üzmek istemiyorum..

..................

Boleromuz nihayet bitti arkadaşlar..

Ama son halinden önce, dün kaldığımız yerden devam edelim yapım aşamalarına..
Kalan iki çiçeğimizi de ana parçanın diğer tarafına ekliyoruz.



Daha sonra yapraklı olan sırt kısmına değil, ön tarafa gelecek parçanın iki yanına düz zincir çekerek iki bağ yapıyoruz.. Bunların ucuna da çiçeklerimizle aynı renkte iki küçük çiçek daha ekliyoruz..
Bağların uzunluğunu siz ayarlayabilirsiniz.. Fiyonk yapacak kadar olması lazım..


Böylece boleromuz tamamlanmış oluyor...

Benim için işin zor kısmı bundan sonra başladı.. Tahmin ettiğim gibi Yusufcuk asla ama asla böyle bir meselenin içinde yer almak istemedi ve bir kare bile fotoğraf çekemedim..
"Ne yapsam?" diye düşündüm ve minnoşumun düz bir bodysini manken olarak kullanmaya karar verdim..


Ama hem çok sönük kaldı bu sunum hem de bana boynu olan bir manken lazım ki nasıl giyildiğini gösterebileyim.. Body üzerinde olmadı..

Ben de hemen bazanın altında, karanlıkta uyumakta olan bebeğimizi çıkardım :))
Hani bir zamanlar bizde misafir kalan ve Yusufcuğun hışmına uğrayan Salih bebişi kurtarmak için aldığımız bebeği.. Ama Yusufcuk onun canlı olmadığını anlayıp, orasını burasını sıkıştırdığında hiçbir tepki alamayınca önce kafasını gövdesinden ayırmış, sonra da bir kenara atıvermişti! O günden beri uslu uslu - ve haline şükrederek - bazanın altında bekliyordu bu bebek..

Neyse..

Gelelim boleronun nasıl giyildiğine..

Önce bebişin iki kolunu geçiriyoruz..
Yeşilli arka kısmı üstte olacak şekilde tutmamız lazım tabii..


Sonra tüm parçayı bebeğin sırtına doğru geçiriyoruz..
Önde sadece çiçekli bağcıklar kalacak.


Arkada kalan yaka kısmını kendi içine doğru yuvarlayıp istediğimiz ölçüye gelince öndeki bağcıkları da bağlıyoruz ve işteee.... Boleromuz hazır :))


Bir de yandan görelim..
Arkası da böyle duruyor..


Yanlız bu bebek üzerindeki sunum da hoş görünmedi gözüme ve tekrar "Ne yapsam?" diye dolanmaya başladım evin içinde.. Aklıma Yusufcuğun daha önce darmadağan ettiği yün yumağı geldi :)) Ucundan ip koparıp koparıp çiçek yaptığım bu çilekeş yumak, bu sefer de peruk oldu bize :))
Böylece bebişimiz de konsepte uyumlu hale geldi..


Bolero bebişe göre biraz büyük olduğundan yandaki çiçekler falan tam açık durmadı ama sanırım nasıl birşey olduğu belli olmuştur..

Beğenenler hemen bebişlerine örmeye başlasın bakalım..

Ben bunu tatlış Atikeme ördüm.. Şimdi sırada Rana bebişiminki var.. Ama onu daha farklı süsleyeceğim inşaallah.. Zaten süsleme tamamen kişiye kalmış.. Benim gördüğüm model böyle değil aşağıdaki gibiydi..


Bu benim kendi bolerom.. Kayınvalide-gelin ortak yapımı :)) (Benim katkım sadece ortadaki çiçek ama farklı bir görünüm verdim fena mı :P) Biz kenarları çiçekle değil de altı tane düz zincirle zikzak yaparak birleştirdik.. Süslemeden düz dikenler de var.. Tercih size kalmış..


..................


Biraz da ev dekorasyonuyla ilgili önerilerde bulunalım :p

Eğer sizin de tekli koltuklarınız beybişiniz tarafından atlama sahası olarak kullanılıyorsa,
onları yan yatırabilirsiniz..

Tamam belki böyle yaparak geleceğin "potansiyel" bir bungee jumpingcisinin gelişimine ket vurmuş olabilirim ama böyle yapmasaydım ben geleceğin "kesin" kalp hastası olacaktım..
Bütün gün "Hiiiğğğ..", "Ayyyhh.." diye diye Yusufcuğu havada yakalamktan, ben daha sakinleşmeden, kalbimin çarpıntısı geçmeden aynı sahneleri tekrar tekrar yaşamaktan iyice paranoyak oldum..



Neyse ki Yusufcuk bu yeni koltuk modelimizi çok sevdi.. Aralara girip girip çıkıyor.. Aslında sırtı yaslamak için tasarlanmış bölgede zıp zıp zıplıyor.. Hatta böyle daha kolay sürükleyebildiği için oyun alanını istediği yere taşıyabiliyor :)) Ben de karşıdan bakıp rahat rahat çiçek işleyebiliyorm :P

Yanlız evde görünümü altüst olan tek yer salon değil.. Yatakodamız da estetik planını kaybetmiş durumda.. Sebebi mi? Yusufcuk anne ve babasının yanında yatmaya geri döndü.. Gece defalarca kalkıp kalkıp onun odasına gitmek işkenceye dönüştüğü için yatağın ve komidinlerin yerini değiştirip kocaman bir yer yatağı yaptım bebişime.. Kendi yatağı odasında duruyor ve gündüzleri orada uyutuyorum, geceleri bizimle yatıyor yine.. Böylesi daha kolay yaa..

.................


Dün Ozan gelince "Nasıl yazdın o kadar şeyi?" dedi bana sayfaya bakıp.. Bugün yine döktürmüşüm.. Boşluk başıma vurdu galiba :P Benim hemen yeni kitap projelerine açılmam lazım :)) Hayır ben yazarken zevk alıyorum da, size yazık di mi?

13 Aralık 2007 Perşembe

Sanırım büyük bir "Seviye"sizlikle karşı karşıyayım!!

Haftasonu yayıneviyle görüştüğümde kitabın ana bölümünün bittiğini ve testleri yazdığımı söylemiştim.. Bayramda İstanbul'a gideceğimiz için, yola çıkmadan ödeme yapılmasını rica ettim - ki sözleşmede ilk ödemenin Ekim'de olacağıyla ilgili madde vardı ama ben o zaman kitabı tamamlamadığım için bunu talep etmemiştim, hakkım yok, bitince alırım diye.. Neyse.. Muhatabım S. Bey, "Siz yazdıklarınızı teslim edin bize.." dedi ama ben ücreti almadan kitabı teslim etmeyeceğimi söyledim.. Bunun pek mümkün olmadığını, bu kitabın seneye okutulmak için yazdırıldığını ve kitap basılıp satılmadan, yani kendileri para kazanmadan bana ödeme yapmalarının çok zor olacağını falan anlattı!! Ödeme yapılmadan kitabı teslim etmeyeceğimi tekrar ettim ve bana muhasebeyle görüşüp bana döneceklerini söyledi..

Beş gündür bu adamdan haber bekliyorum onlarla çalıştığım için kendime kahrede kahrede.. Defalarca aradım, sekreterine not bıraktım, defalarca "Tamam arayacak.." dediler ama hala arayan yok.. Akıllarınca beni oyalıyorlar sanırım.. Oysa artık ödeme için değil, kitabı kesinlikle ama kesinlikle onlara teslim etmeyeceğimi söylemek için aramalarını bekliyorum.. Bayram dönüşü kalan birkaç testi de tamamlayıp başka bir yayınevine satacağım inşaallah.. Ama bunu bile söyleyebileceğim bir muhatap yok karşımda..

Ben mi hep böyle sahtekar insanlarla karşılaşıp imtihan oluyorum yoksa hepsi böyle de karşıma çıkacak başka alternatif mi kalmıyor çözemedim gitti..

....................


Bu sıkıcı iş meselesini bir kenara bırakıp cicik yünlerimize dönersek..

İşte karşınızda meşhur bolero :))

"Bu da ne?" demeyin.. Şimdilik atkıdan bozma birşey gibi görünebilir ama sonucu beğeneceğinizden eminim..

Eni sırt uzunluğunda, boyu giyecek kişinin dört karışı yüksekliğinde olan bu parçayı ördükten sonra sıra çiçekleri yapmaya geliyor..

Biliyorsunuz çiçek olmadan olmaz :))
Heryer çipçiçek olmalı ki gözümüz gönlümüz açılsın..

Dört tane çiçek yapıyoruz boleronun kenarları için..
Sonra onları aşağıdaki gibi ana parçayı ikiye katlayıp iki kenarı birleştierecek şekilde ekliyoruz. ( İsterseniz dikerek, isterseniz tek zincirle birleştirerek )


Benim bolerom bir bebek için olduğundan iki çiçek yetti.. Burada ölçü, kenarı yarısına kadar kapatmak.. Yani üstte sadece kol girecek kadar boşluk kalacak.. Yetişkinler için dört çiçek gerekir sanırım..


Sonra ana parçanın sırta gelecek kısmına - örgüyü kestiğimiz tarafa, orası daha güzel duruyor çünkü - yaprak benzeri birşey yapıyoruz..


Aynı ilmeğe üçlü trabzanla üç kere batıp dolduruyor, dört zincir çekip batıyor ve sonra yine battığımız ilmeği üçlü trabzanla üç kere dolduruyoruz..





Sırt kısmı tamamlandıktan sonra diğer kenara iki çiçek eklemeye geliyor sıra..

Ama benim bolerom bu aşamada kaldı..

Tamamlanmış ve Yusufcuğa giydirilmek suretiyle sunulmuş halini yarın eklerim inşaallah..
Çok ilginç bir giyim şekli var çünkü..

Yanlız dua edin Yusufcuk uslu dursun da güzel fotoğraflayabileyim.. Bere de değil ki bu Sabahnur gibi topa geçireyim :)) Mecbur canlı bir konu mankeni lazım.. Ama en olmadı bir body üzerinde göstermeye çalşırım..


( Aysuncum, senin için bir de çiçek yapıp fotoğraflayacağım merak etme.. )

Şimdilik bu kadar.. Benim biraz oğlumla oynayıp sakinleşmem lazım zira şu dakika itibariyle uyandı kendisi.. Mıkır mıkır sesler geliyor yatağından :))

29 Ağustos 2007 Çarşamba


Bebişine yeni ciciler almak isteyen anne babalar, yeğenine hediye almak isteyen teyzeler, geleceğe yatırım yapma düşüncesinde olan bekarlar :)) Koşun koşun, mothercare'da %50 indirim başlamış!!

Karşı komşum söyledi geçen gün, biz de gidip baktık Ozan'la.. Sezon sonu reyonunda fiyatlar gerçekten çok uygun.. 7'li bebiş body paketleri 20 YTL mesela.. Ben aldım oğluşuma.. Gerçi içinde iki tane de pembiş body var ama olsun, hediye ederiz bir cimcimeye olur biter :))

Gömlek ve pantalonlar da çok güzeldi ama ya istediğim rengin bize uygun bedeni yoktu ya da bedeni olanları beğenemedim :(( Sadece yukarıdaki iki tişörtü aldım.. Aslında doom günüsü için şöyle cici bir kıyafet baktım oğluşuma ama reyonda istediğim gibi birşey yoktu, yeni sezonların da fiyatı çok yüksekti.. ( yani aynı fiyata üç-dört kıyafet alabileceğim kadar yüksek ) Başka yere bakarım artık.. Ama bebişine kıyafet bakmak isteyenlere tavsiye ederim, güzel şeyler var..



- Dün akşam yemekten sonra sıkıldık evde.. Şirketin arabası da bizdeydi, düştük yine yollara.. Bu sefer "Evcil Hayvanlar Parkı"na götürdü bizi babamız..

Adı "Evcil Hayvanlar Parkı" ama içeride midilliden cins cins köpeklere, et tavuklarından kuğulara kadar çeşit çeşit hayvan var.. Geyik bile var yaa :))

Yusufcuk midilliyi seyrediyor..



Şimdi sırada kuğular var..



Yusufcuk hızını alamadı, daha yakından bakacak :))




Bunlar da tavus kuşları ve yan kümesten onları ziyerete gelmiş bir horoz..



Yanlız bir kuğu, ühü ühüüü..




"Elim sende" oynayan ördekler.. ( gerçekten aynı öyle koşuyorlardı hep beraber bir o yana bir bu yana )



Bunlar da benim ayaklarım :)) Baktım diğer fotoğraflarım ya çok karanlık ya da istediğim gibi değil, ben de bunu koydum n'apiiim?

Hatıra olsun di mi?




- Ozan günlerdir "Gözüne giriyor.." diyerek Yusufumun saçlarına takmış vaziyetteydi.. Hatta bir ara baktım, kendi makineyle traş etmeye falan niyetlendi, ben de uyurken yavaşça kestim meleğimin saçlarını.. Yapmak zorundaydım :(( Yapmasam Ozan yapacaktı.. Pişmanım, böhü böhüüü..

İşte yeni halimiz..

Bu arada zavallı Durmuş'a bir bakın.. Daha doğrusu zavallı başına :))


Yusufcuğun elinden neler çekiyor anlatamam..


Neyseki bu fotoğrafta kafasını ve gövdesini aynı kadraja sığdırabilmişiz :))



- Yusufcuk bu aralar çamaşır sepetine takmış durumda.. Sehpalara da öyle.. İtiyor, çekiyor, bazen benim çığlıklarım eşliğinde deviriyor :)) "Allah'tan çamaşır sepetini boşaltıp kirli çamaşırlarla oynamıyor.." diyordum, bu sabah onu da gerçekleştirmiş kaşla göz arasında.. Artık onun da yerini değiştirmek zorundayım!! Evin bütün dekorasyonu alt üst oldu yaa.. Ne bir süs eşyası kaldı ortada ne masa-sehpa örtüsü.. Herşeyi çekip devirme potansiyeli var bu bücürün.. Kitaplığın alt iki rafı boşaldı, mutfak dolaplarımın onun açabildiği kısımlarında benim eşyalarım değil de onun oyuncakları ya da plastik birkaç kap duruyor :)) Boyu uzadıkça bu değişim daha da yukarılara doğru devam edeck sanırım :))


- Yarın akşam eğer halim kalırsa yeni bir buluşma yazısı yazacağım inşaallah.. Dün akşam İrem'le karşılaştık MSN'de, yarın buluşuyoruz :)) Yuppiiii.. Sonra da pazara gitmem lazım, turşuluk malzemelerin vakti geldi artık.. Bir de bol bol biber almalıyım kurutmak için.. İki senedir bu işlere acayip takmış durumdayım :))


- Son madde.. Hayalpericim, seni okuyamıyorum :(( Neden, neden, neden ?