Dün gece Yusufcuğun düşmesinden sonra başlayan el titremesi hala tam olarak geçmedi aslında ama biraz sakinleştim galiba.. Olayı uzun uzun anlatmayayım şimdi sana.. Sadece Yusufcuğun bizim yatakta zıplarken geri geri düştüğünü, önce ağzını bazanın kenarına çarptığını ve o hızla tekrar geriye sekerek kalorifere çarpışını geçelim kayda.. Sonra benim çığlıklarımı.. Ne olduğunu anlayabilmek için lavaboda yüzünü yıkarken akan ağız dolusu kanları.. Tir tir titrememi.. Asla ağzını açmayan Yusufcuğun sakinleşmemesini.. Sabaha kadar ne olduğunu öğrenmek için sabırsızlıkla bekleyişimi.. Gündüz de her bakmaya çalıştığımızda ağzını sıkı sıkı kapatışını.. Vee az önce yaptığım hasar tespit çalışmasının ardından gördüklerimi.. Sadece bunları geçelim kayda.. Alt dişlerden biri üstte çıkmayan dişin olduğu yere vurmuş, ezmiş ve kan oturmuş oraya.. Diğer alt dişin ucu kırık.. Birazcık ama, çok değil.. Dilinin altı kesilmiş ve çenesinin altı da kan oturmuş vaziyette.. Yani anlayacağın, hasta Yusufcuk bir de kazazede oldu dün :((
Bu aralar sadaka vermeyi biraz ihmal ettiğimin farkına vardım..
Hastalığı da hala geçmiş değil.. Sadece emerek yaşamaya, tıkalı burnunu ve boğazını sinir ola ola açmaya ve bu sabahtan beri koca dedeler gibi öksürmeye devam ediyor.. Göğsüne iniyor galiba.. Pazartesi doktoruna götüreceğim bir değişiklik olmazsa.. Ihlamur kaynattım demin, içmeden uyudu küçük inatçı.. Ben içtim sütümden geçsin diye :P
...........................
Aaa, günlük ben dün amcamızın askerden geldiğini yazmayı unutmuşum sana.. Cık cık, ne ayıp..
Yusufcuk çok mutlu.. Elinden çeke çeke götürüp istediği şeyleri buyurabileceği, kendisini kucağa aldırıp aynaya bakabileceği, şımardığı zaman poposunu arkaya ittirip eğilerek başını iki yana sallayıp şirinlik yapabileceği birisi daha var artık evde.. Gerçi "Bir haftaya kalmadan gideriz.." diyor babaannemiz ama ben rahata çok alıştım galiba.. Bırakmam :P
Bu arada, sefkililer gününde Ozan'ın yaptığı jesti karşılıksız bırakmadığımı bilesiniz :P
Ben de kalp köfte yaptım kendilerine.. Ne de olsa bir erkeğin kalbine giden yol midesinden geçermiş.. - Ozan için bu, yüzde yüzün üzerinde geçerli -
İlla kırmızı olması gerekmiyordu di mi sevgililer günü kalplerinin :P
Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam Ayşecim, çok teşekkürler.. Yani moral oldu dün geceki düşmenin üstüne.. Sabah paket gelince biraz normale döndüm..
Sadece Yusufcuğu değil beni de düşünmüş canım arkadaşım.. Çok istiyordum Siyah Süt'ü okumayı.. Ayrıca kitabın iç kapağına yazdıkların için de çok teşekkür ederim..
Lütfen artık yaz, olmaz mı..
Bu aralar da Pınar Beyaz'ın "beyn"li reklamına takmış durumda.. Okan Bayülgen "Ben buldum, ben buldumm" diye bağırdıkça Yusuf coşuyor :))
Bu akşam gittiğimiz arkadaş toplantısında evsahibinin kendisinden yaklaşık bir yaş büyük oğlunu sürekli sıkıştırdı Yusufcuk.. Bir bağırış geliyor, Yusuf balonu almış vermiyor, bir bağırış geliyor, Yusuf çocuğun bisikletine binmiş inmiyor.. Bir bağırış geliyor, Yusuf çocuğun yüzünü çizmiş! Babaannesi haklı galiba, "bitirim" oldu bizim bacaksız.. Şimdiden racon kesiyor :P Boyuna posuna bakan, görmeden inanmaz yaptıklarına..
Şimdilik bu kadar sevgili günlük..
Kusura bakma, çok uykum geldi gerçekten..
Bilirsin, sana yazmayı severim yoksa :P


