Dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2008 Perşembe

Bu aralar zaman yönetimi denen kavramı tamamen yitirmiş durumdayım!! Ne zaman sabah oldu, ne zaman yemek yedik, ne zaman akşam oldu, ben neden bir satır bile kitap okuyamadım, azıcık bile olsa uyuyamadım, Yusufcuğa yeteri kadar zaman ayırabildim mi? Hiçbirini bilmiyorum.. Vaktim mi bereketsizleşti tempo mu çok arttı bilmiyorum ama hiç memnun değilim bu durumdan :(

Yusufcuk geceleri hala bağırarak ve ağlayarak uyanmaya devam ediyor. Bunda, iki gün önce yedinci dişimizin patlamasının da payı büyük tabii.. Üç gecedir perişanım yine.. İlk dişin 9. ayda çıktığını göz önüne alırsaak yedi aya yedi diş sığdırdık.. Ve tabii sürekli bir diş ağrısı, sürekli uykusuzluk :((

Koşuşturmaca içinde Yusufcukla ilgili kaygılarım da artıyordu bu aralar.. Her gören, "Ayy küçücük kalmış bu, geçti mi yaşını, ne kadarlık?" diye sorunca beni iyiden iyiye telaş almıştı yine.. Bir de dişi problemli olunca dün yine doktorumuzu ziyarete gittik biz.. Neşe hanım da ilk bakışta "Pek büyümemiş galiba bu bıcırık.." dese de muayene ve tartı sonuçlarından memnun kaldı.. Hem kilo almış - çok olmasa da- hem de boyu uzamış çok şükür.. "Galiba yüzü ufacık, tipi de minyon olduğu için daha da küçük görünüyor gözümüze.." dedi. Dişlerine baktı ve korkulacak birşey olmadığını, iki diş arasında çıkma zamanı olarak bir yıl bile fark olabileceğini ve bunun normal olduğunu söyledi. Dişetini yardırmaya falan gerek yokmuş yani, ben en çok ondan korkuyordum..

Ara ara başlayıp özellikle geceleri artan, sabah boğazını temizleyene kadar Yusufcuğu çok rahatsız eden öksürüğü sordum. "Solunum bulguları çok iyi, diş çıkarma sebebiyle olabilir, ilaç kullanmayın.." dedi. Diş çıkarma sırasında sekrasyon arttığı için geniz ve ciğerler rahatsız olur, öksürük başlayabilirmiş. Ben sadece ıhlamur, elma çayı ve zencefille idare etmiştim zaten ilaç kullanmamak için..

Muayeneden sonra veda ederken doktoruna hem el salladı hem de öpücük attı Yusufcuk :)) Neşe hanım bayıldı tabii..


....................



Salih bebiş ve ailesi İstanbul'a taşınacaklar :(
Tayinleri oraya çıktı.. Eşlerimiz şehirdışına çıktığında kim gelip bizimle kalacak şimdi ya.... Böhüüüüü :((



....................



Yusufcuk herşeyden çok çabuk sıkılan bir bebiş olduğu için ona oyuncak bulmada zorlanıyorum bazen.. Ne verirsem vereyim bir süre oynadıktan sonra sıkılıp kenara atıyor.. Ben de sürekli yeni oyuncaklar üretme peşindeyim bu aralar.. Al al bir yere kadar :P

Bu oyuncaklar hoşuma gitti, yapımı da kolay.. Bu haftasonu yapayım bari oğluşuma :))

Kağıt poşetten oyuncaklar



........................



İstikrarlı bir şekilde kilo almaya başladım!!

Katmere son..
Çikolataya son..
Gece öğünlerine, tostlara, "kepcuk"lu makarnaya son..

Hani emzirme döneminde doğum öncesi kiloma dönecektim ben?


.....................



Geçen hafta bir mevlide daha gittik Yusufcukla.. Bu sefer hem yanımızda babaannesi de olduğu için hem de katılanların çoğu genç ve çocuklu hanımlar olduğu için gayet rahattım :)) Demek ki önemli olan içinde bulunduğun ortammış gerçekten..


.....................



Son olarak bir dua..

Allah'ım tahammülümü arttır lütfen..

Herkese ve herşeye karşı..

( Amin )

21 Ekim 2007 Pazar

Bugün Hakkari'de on iki cennet fidanının tohumu düştü toprağa..
Yürekleri yandı anaların.. Feryatları semaya ulaştı..
Titredi sema.. Sağanak sağanak rahmet yağdı, anaların gözyaşlarına karıştı..

Ozan belki anlayamadı Yusufcuğa yemek yedirirken neden engelleyemediğimi gözyaşlarımı..
Ama ben o anaları anladım..
Sanki bana da ulaştı acıları,
onlarla ağladım..

Rabbim iyi ki ahiret var, mahşer var.. Rabbim iyi ki Sen varsın..
O yüreklerin yarasını ancak Sen sararsın..

Bu insaniyetten uzak, "Kahhar" ismine layık mahlukların hakkından ancak sen gelirsin..
Anaların yüreği yanmasın Allah'ım.. Kır insanlığa uzanan şerli ellerini onların..

İyi ki hesap günü var Allah'ım, iyi ki hesap günü var..

Ve büyük mütefekkirin dediği gibi, "Zalimler için yaşasın cehennem.."

- Cennet kapılarında annelerine şefaat edecekleri günü bekleyen tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, arkalarında bıraktıkları tüm sevenlerine de dayanma gücü diliyorum.. -

19 Ekim 2007 Cuma

- Canım MP'cim hamile.. Tebrikler canım.. Sana sağlıklı bir hamilelik, kolay bir doğum ve hayırlı bir evlat diliyorum Allah'tan.. Bir de tahmin yapalım hadi.. Bebiş kız bence :))


- Bir diğer hamilemiz de Yeşim teyze.. Onun bebişi için de aynı tahmini yapıyor ve ona da aynı şekilde dua ediyorum.. İkinizin de hayırlı haberlerinizi alırız inşaallah..


- Ciddi ciddi çalışmaya başladım.. Serdim masanın üstüne kitapları, kağıt-kalemleri, iki gündür fırsat buldukça oturuyorum başına.. Kitabımın iki sayfası hazır.. Bu hızla gidersem önümüzdeki 4. yılın sonunda kitabı bitirebilirim ama benim sadece 2 ayım kaldı!! Durum vahim ötesi yani.. Yusufcuğun günün 20 saatini uyuyarak geçirmesini sağlayacak taktikler üzerinde çalışıyorum, her türlü teklife açığım :P

Bu sebebten İstanbul'a gitme işi de yattı tabii.. Bayrama kadar bu kitabı bitirip teslim etsem başka birşey istemem.. Çok bunaldım yaaaaaaa :((


- Küçük armutu merak edenler için not.. Ama atom karınca bir türlü sabit durmuyor.. Doktorun dediğine göre üç-dört güne kadar tamamen iyileşmiş olacakmış inşaallah.. Çok şükür ki ağır geçirmedi.. Gece ( vallahi abartısız ) 10-15 uyanmaya bir de gündüz ağır tempo eklenseydi mahvolurdum ben!!


- Mirzacık ve annesi de iyiymiş.. Göbişi düşmüş bugün tatlımın.. Büyüyor halasının kuzusu..

- Yusufum artık bebek değil tamamen çocuk oldu gözümüzde.. Yaptıklarına hayret etmeye devam ediyoruz.. Biliyorum her çocuk yapıyor aynı şeyleri, hepsi aynı aşamalardan geçiyor ama insan titreyerek kucağına aldığı fındık kadar bebeğinin gün gelip de büyüdüğünü, kendi yemeğini yemeye çalıştığını, adım adım takip ettiği annesinin kucağına atıldığını, babasını coşku çığlıklarıyla karşıladığını görünce hayret ediyor işte..

Bugünlerde ayna gibi Yusufcuk.. Ne yaparsak ya aynısını ya da biraz eksiğini ( ama daha şirinini ) yapıyor hemen.. Tam anlamıyla modelleme döneminde.. Hareketlerimizi taklit ediyor..

Ben elimi ağzıma kapatıp öksürüyorum, numaradan o da öksürüyor ağzını yarım yamalak kapatıp..

Elimle "Gel pisi pisi.." yapıyorum, o da çağırıyor küçük pisileri :))

Ben secde ediyorum, o da ediyor.. Ama eskisi gibi, popiş havada ters "v" değil artık.. Yeni stilimiz boylu boyunca seccadeye uzanmak :))

"Hadi ellerimizi yıkayalım.." dediğimizde iki elini birbirine süre süre geliyor arkamızdan banyoya kadar..

Babası fincana değip "Ay cıss, sıcak sıcak.." diyerek parmağına üflüyor, o da hemen kendi parmağına üflüyor sıcak birşeye dokunmuş gibi..

Ben başımı örttüğümde ya da balkondan arabasını aldığımda anlıyor dışarı çıkacağımızı, kapıya gidiyor hemen..

Dün akşam öpücük attı kendince komşumuzun kızı Melis'e..

Az önce de baktık ütüyü almış eline, halıları ütülüyor itinayla, aynı benim tuttuğum gibi tutarak..

Yeni kelimeler de eklendi ayrıca evimize ama daha tam olarak ne anlama geldiklerini çözemediğimiz için yazmıyorum.. Onları ayrıca listelerim inşaallah ilerde..


- Yusufcuğun hareketlerimizi taklit ettiğini anlatınca aklıma sevgili Didem'in bugün okuduğum yazısı geldi.. Oğlu Bora'ya iftarın ne olduğunu anlatmadıkları halde onun gözlemleriyle bunu çözdüğünü ve "Yemek bozmak.. Amin amin okunur, Didem yemek yer.." şeklinde tanımladığını yazmış.. Ona yorum yazdım ama buraya da eklemek istedim düşüncelerimi..

Bu çok güzel birşey bence ama çok da sorumluluk yüklüyor anne babalara.. Ortaokuldan beri unutamadığım bir söz var.. "Çocuklarınız işaret ettiğiniz yere değil, ayak izlerinizin gittiği yere gider.." Anlatmaktan çok yapmak önemli yani.. Tertemiz fıtratları, bilgiye hazır zihinleri bizim tasarrufumuza verilmiş ve biz şekillendirmeye çalışıyoruz onları.. Doğru davranıp onlara doğru örnek olmak ne kadar önemli.. Hem bu dünyada hem de ötelerde gurur duyacağımız, alnımızın akıyla göstereceğimiz bir evlat yetiştirmenin sorumluluğu çok ağır.. Rabbim yardımcımız olsun.. Bizi onlara doğru örnekler haline getirsin ve hayırlı insanlar yetiştirebilmeyi nasip etsin..


- Sevgili Archi'nin bu yazısına da değinmeden geçemeyeceğim.. Harika tek kelimeyle.. Yorum yazacaktım, baktım söylediklerim onunkilerle aynı vazgeçtim, size buradan tavsiye etmek istedim..

( Bu arada Archi'cim, ben biliyordum valla Myanmar'ın nerede olduğunu.. STV'deki "Ayna" programında seyretmiştim daha önce.. Haberler için de aynı kanalı tercih ederim ben.. Kendilerine tavsiye ettiğim ve önyargısız olarak izleyen herkesten de aynı tepkiyi aldım, "Diğerlerinden çok farklı, haber gerçekten.." )


- YATAŞ tarafından tam bir buçuk ay geçmesine rağmen tamamlanmayan yarım yamalak yatak odamızı iade ediyoruz.. Bugün görüştük.. Yarın da gidip yeni bir yatak odası bakacağız inşaallah.. Bu sefer hiç kasmayacağım kendimi.. Rahat davranmaya ve hırs yapmamaya karar verdim.. Varsın bir süre daha yemek masam gardırop görevi görsün, kazaklarım Yusufcuk tarafından halıların üzerinde hamur gibi yoğrulsun.. Beklemeyi öğrenmeliyim :))


- Bugünlerde çok kırılgan, çok duygusal, çok da alınganım bu arada.. Lütfen kimse beni üzmesin!!

20 Eylül 2007 Perşembe

"Bebek Baştürk"

Erkek bebek..

Doğum tarihi: 20 Eylül 2006
Doğum saati : 10:35
Doğum ağırlığı: 2935 gr
Boy: 49 cm

Doğum şekli: Acil sezaryen..

................


Resmi belgelere göre, geçen yıl bu saatlerde "iç içe" pozisyondan "kucak kucağa" pozisyona terfi ettik oğlumla :)) Dokuz ay merakla beklediğim, kucağıma almak için delirdiğim bebişim hayatıma girdi ve baştan başa anlam kazandım ben..


Daha dün kucağıma verdikleri bembeyaz, fındık kadar bebiş, bugün ilk yaşını kutlayacak inşaallah, ekstradan iki dişi ve yampiri yumpiri adımlarıyla.. Ve ben geceden beri olduğu gibi ona baktıkça bakmaya doyamayacak, ağlamamak için dudağımı ısıracağım yine..


Rabbim hayırlı, uzun bir ömür ver yavruma..
Onun acısını, yokluğunu gösterme bana..
Hayırlı bir kul, hayırlı bir evlat olmasını nasip et..
Rızana ulaştıracak bir hayat yaşat ona..
Hem kendine hem de çevresine faydalı, hayırlı bir insan olmasına yardım et..
İki cihanda da rızkını, azığını bol eyle..
Seni seven ve senin sevdiğin kullarından olmasını nasip et..
Yardımını, merhametini ve esirgemeni üzerinden eksik etme..
Tüm şer ve kötülüklerden muhafaza et evladımı..
Yüzü gibi gönlünü yüreğini de güzelleştir, güzel ahlak ver..

Ve en önemlisi bana bu güzel nimetin hakkını verebilmeyi, onu en güzel şekilde yetiştirip ahirette yolumu aydınlatacak bir evlat olarak büyütmeyi nasip et..

Şükürler olsun sana Allah'ım..

İlk yaşın kutlu olsun bebeğim..
Sanki daha bir büyüdün bugün, bir bebek değil de bir çocuk oldun gözümüzde.. Seni seviyorum.. Ölesiye seviyorum.. Bir anım bile kokunu duymadan, gülüşünü görmeden geçmesin istiyorum..

İyi ki doğdun..

..............

Not : Doğum hikayemizi okumak isteyenler bu yazımıza bakabilir..

13 Ağustos 2007 Pazartesi

Ben size bomba gibi döneceğiz demiştim di mi?
Demiştim..
Tamam işte patlatıyorum bombayı..



Bizim ikinci küçük inci dişimiz de patladı !! Boooooooommmmm..



Yanlız Yusufcuk bu patlama(!) için tam da yola çıktığımız günü münasip gördüğünden otobüsteki yolcular ve personel dahil hepimizin anası ağladı :)) Bu kadar küçük bir cüsseden bu kadar tiz ve seri çığlıkların nasıl çıktığına hayret eden yolcular dönüp dönüp arkalarına baktılar.. Yusufcuk ön koltuk- kucağım- arka koltuk - kucağım- sol arka çapraz- kucağım.. şeklinde devam eden uzun bir kucak döngüsü yaşadı.. Bayanları reddedip özellikle erkeklere gitmesi de çok ilginçti. O abileri dayıları zannetti galiba :)) O kadar iyi anlaştılar ki birtanesinin ipodunu bile kemirdi diş kaşıyıcı niyetine!


...................


Eve vardık.. Bir bomba da muslukta patladı.. Çeşmeyi bir açtım; fissssssss.. Sular yok.. Ankara'da bir haftadır kesikti sular, haberlerden takip ettim hep ama ben yola çıkmadan önceki gece haberlerde suyun verildiği ve on gün kesilmeyeceği söylenmişti. İçim rahat çıkmıştım yola.. Ev zaten kirinden ağlamış, benim getirdiğim çamaşırlar, kirli sepetinde birikenler de cabası.. Bulaşık makinesi dolmuş, balkon yıkanacak.. Yusufcuk enerji tavşanı gibi emekliyor, yerleri silmem lazım, ona banyo yaptırmam lazım!! Sinir krizleri içinde geçirdim o günü.. Dolaptaki üzümü bile yıkayamadım yemek için.. Bidonlarda su vardı aslında ama "Ya su hemen gelmezse" diye idareli kullanmak zorunda kaldım.. Gece yatarken Allah'a yalvardım hep "Sabah sular gelmiş olsun lütfen.." diye..


Neyseki dün sabah sular geldi. İlk başta kombiyi çalıştıracak kadar bile tazyikli değildi ama sonra iki kere bulaşık iki kere de çamaşır makinesini çalıştırdık çok şükür.. Ondan beri bir sıkıntı var içimde.. İlerki günler için endişeleniyorum.. Susuzluk çok ama çok kötü birşey.. Elektrik kesintileri de başlayacakmış bugünden itibaren ama ondan çok korkmuyorum. Bir mum tutuyor lambanın yerini.. Ama su olmayınca ne temizlik, ne yemek, ne banyo hiçbiri olmuyor.. Suyun yerini hiçbirşey tutmuyor..


Allah'ım lütfen bizi susuzlukla imtihan etme.. Bol bol ver rahmetini.. Önceden kıymetini bilmediğimiz, bol bol, saça saça harcadığımız bu nimetini alma elimizden.. Yaptığımız israflardan dolayı biz bağışla.. Amin..