Sevgili hamileler, yeni anneler ve henüz anne olmamış bayanlar.. Bu yazıyı okumayın zira ürkütücü öğeler içermektedir!!
...............
Yusufcuk daha doğar doğmaz kendini belli eden bir bebekmiş aslında.. Ben henüz narkoz etkisini atıp ayılamamışken babası bebiş odasında görmüş minişimizi.. "Diğer bebekler usul usul uyurken bizimki elleri havada miyaklıyordu.." demişti bana :)) Ben ayıldıktan sonra ilk kez emzirdiğimde de uyanıktı bebişim..
En çok uyuduğu günler hastanedeki ilk iki gündü zaten ama ilk gece bile o kadar ağlamıştı ki ertesi sabah diğer odalardan birinde kalan bir refakatçi bizim odaya gelip "Bütün gece ağlayan bebek bu muydu, nesi var, ememiyor mu?" diye sormuştu.. Emiyordu Allah'a şükür, hatta çok iyi emiyordu ama gaz problemimiz doğar doğmaz başladığı için sürekli ağlıyordu bebişim..
Eve döndükten sonra ilk üç-dört ayımızı hep "ciyak" modda geçirdik..
Ve bizim en önemli gündem maddemiz Yusufcuğu uyutabilmek olmuştu..
İlk zamanlar emdiğinde uyuyabiliyordu aslında ama uykusu çok kısa sürüyor, kıvranarak uyanıyor ve ondan sonra bazen dakikalarca bazen de saatlerce süren ağlama süreçleri başlıyordu.. Kolik ilerledikçe emerek uyuyamaz oldu :(( Emerken bile kıvranıyordu zaten.. Uyuyamadıkça da daha huysuz oluyordu, uyku başına vuruyordu yani..
Bu arada ben bir yandan ağlama krizlerimi atlatmaya çalışıyor, bir yandan içimdeki "Ben bu çocuğu büyütemem, neden bu kadar erken anne oldum ki.." diyen sesi bastırmaya çalışıyor, bir yandan da internetten konuyla ilgili yazılar okuyordum.. Ama itiraf etmeliyim, okudukça daha da bunaldım.. ( Tıpkı şimdi bebek öğünleri ve ek gıdalarla ilgili yazıları okuduğumda olduğu gibi )
Uyku konusunda hiç de bizim evde yaşanmayan şeylerden bahsediyordu yazılar! "Yeni doğan bir bebek ortalama 20 saat uyur..", "Gündüz uykuları yaklaşık üç saattir, bu süreyi aşarsa bebek uyandırılıp emzirilmelidir..", " Bebek emzirilip yatağına bırakılmalı ve kendi kendine uyuması sağlanmalıdır..", " İlk ayın sonunda gece uykuları düzene girer.." vs. vs..
Oysa benim minişim asla günde 20 saat uyumuyor, emme aralıkları en fazla bir saat sürüyor ve asla kendi kendine uyuyamıyordu !!
Defalarca doktora gittik - anlayamadığımız bir problemi, bir rahatsızlığı mı var diye - ama çok şükür hasta değildi. "Kolik.." diyorlardı genellikle ve sakinleştirici birkaç öneride bulunuyorlardı.. Denemediğimiz yöntem kalmadı diyebilirim.. Sıcak havlu, karnını ovma, pedal çevirme hareketi, elma yağı, badem yağı, ıhlamur, anason, kolik önleyici bir damla, battaniyeye sarma, dik uyutma.. Daha neler neler.. Ama hiçbiri işe yaramadı ve saatlerce ağlayan Yusufcuğu susturmak pek mümkün olmadı..
Ozan şimdi şimdi itiraf ediyor, o günlerde eve gelmek istemiyormuş, ayakları geri geri gidiyormuş.. Çünkü tahammül edilebilecek bir durum değildi gerçekten ve elimizden hiçbirşey gelmiyordu.. Sadece geriliyor, oda oda dolaşıyorduk..
O günlerden küçük bir kare..
İşte o günlerde sallamanın büyüsünü keşfettik.. Başka hiçbir türlü uyutamadığımız Yusufcuk babası kucağına alıp sallamaya başlayınca dalıyordu.. Ben de hemen yatıp bazen yarım saat bazen bir saat uyuyabilmenin keyfini çıkarıyordum.. Ama ilk günler ağlayarak "Allah'ım ne olur bari 15 dakika uyuyabileyim.." diye yalvardığımı çok iyi hatırlıyorum..
Kırkımız çıktıktan sonra bir şurup kullanmaya başladık ve çok faydasını gördük.. Daha önce yazmıştım, Nurse Harvey's.. Yusufcuğun uyumasına hiçbir katkısı olmasa da en azından saatlerce süren ağlamalar kesilmişti.. Ama hala uyku problemimiz vardı ve kucağımda sallamadan uyutamıyordum Yusufcuğu.. Uzun bir süre ayağımda sallayarak uyutmaya alıştırmaya çalıştım ama olmadı.. O küçük haliyle dirseklerinin üzerine kalkıp bıdı bıdı söyleniyordu bana :)) Tam gaz kucakta sallamaya devam ettik biz de..
Yusufcuk ve ben çok uzun bir süre bir bütün halinde uyuduk :)) Sallayıp uyutuyor, sonra da başını omzuma dayayıp kendim yarı oturur pozisyonda uyuyordum.. Kucağımdan bırakır bırakmaz uyanıyordu çünkü.. Kucağımda birbuçuk saat bile uyuduğunu görünce aylarca bu şekilde sürdü uyku maceramız..
Aslında ilk günlerden itibaren emziğe alışsaydı - birçok doktor normalde emziğe karşı çıksa da kolik bebeklerde kullanılmasını tavsiye ediyor - belki daha kolay olurdu uyuması ama ağzına emzik verir vermez suratını ekşitip çıkarıyor, biraz ısrar edersek öğürüyordu bizim bücürümüz..
Atı yedi haftalıkken almaya başladı emziği ama gün içinde asla emmiyor, sadece uyuyacağı zaman alıyordu. Karnının tok olduğundan emin olduğum zaman emziği verip sallayarak daha kolay uyutabiliyordum ama uyku süresi hiç uzamadı minişimin..
Gündüz uykuları nadir istisnalar dışında hep yarım saat sürdü, hala da öyledir.. Gece de bir iki saatte bir uyanıyor ama Allahtan emer emmez hemen dalıp uyuyordu.. Hatta bazen emziğini ağzına verince de dalıyor, bir saat daha uyuyordu.. Ama son bir aydır - diş çıkarma sürecinde - asla emziği almıyor yine.. O yüzden de uykuya dalma süreçleri yine kabusa dönmeye başladı.. Sakinleşip rahatlayamadığı için dalamıyor, dalamadıkça da gerilip ağlıyor saçını çeke çeke..
Vee.. gün geldi, gittikçe büyüyen Yusufu - o zamanlar çok güzel kilo alıyordu minişim- kucakta sallaya sallaya benim sağ omzum ve kolum "Biz artık oynamıyoruz işte.." diye mızıkçılık yapmaya başladılar.. Öneriler üzerine Yusufcuğu yanıma yatırıp ninni söyleyerek ya da başını okşayarak uyutmaya çalıştım.. Çok yorgun olduğu birkaç sefer dışında o kadar çok ağladı ki bundan da vazgeçmek zorunda kaldık ve başka bir çare aramaya başladık.. O sırada Ozan'ın annesinin salıncak teklifi hayatımızı kurtardı :)) Salıncağı aldık ve artık Yusufcuğu orada sallayarak uyutuyorum.. Ama babaannesinin deyimiyle "uykusu sert" bir oğlum var ve 20 dakika veya yarım saat sallatıyor kendini bazen.. Dalması için eline oyuncak veriyorum, saçma sapan ninniler söylüyorum ya da ayaklarını okşuyorum bir yandan.. Bazen de orada iyice sersemletip emzirerek uyutuyorum.. Hala belli bir tarzımız yok yani :))
Emeklemeyi öğrenmesi ve etrafı daha da iyi inceleme fırsatının doğması Yusufcuğu uykudan daha da uzaklaştırdı.. Sanki hiç uyumamak istiyor, sürekli birşeyleri karıştırmaya çalışıyor.. Ozan diyor ki, "Bu çocuk etrafı, yaşamayı, keşfetmeyi o kadar çok seviyor ki uyku ona kayıp gibi geliyor galiba.." Sanırım haklı.. Uyumamak için direnir mi bir bebek, bizimki direniyor..
Canım Sümüklücüm, "Peki uyuyamadığı zaman ne yapıyor bu oğlan?" diye sormuş geçen yorumlarından birinde.. Açıklıyorum, tam bir mini boy deli danaya dönüşüyor.. O halini tarif etmek bile çok zor.. Birkaç kere Ozanla denedik, bakalım uykusu iyice gelince biryerde sızıp kalacak mı diye ama nafile.. Gözleri kapansa bile inatla açıp beni sallayın diye ağlıyor.. Emekleyip emekleyip kendini koltuklara ya da başını yere vurmaya kalkıyor.. Ciyak ciyak bağırıp gelip bacaklarıma yapışıyor.. Sallamaktan başka çaremiz kalmıyor yani çünkü benim oğlum kendi kendine u-yu-ya-mı-yooooooooorrrrrrrr..
Özellikle son bir haftadır çok daha gergin ve huzursuz.. Diş çıkarma dönemi problemimizi daha da arttırdı ve biz acil çözüm önerileri araştırıyoruz.. Bugün doktorumuzla sakinleştirici bir ilaç kullanıp kullanmama konusunu görüşeceğiz.. Doğal bir damla var uyuyamayan bebekler için ama ben doktora danışmadan kullanmak istemedim şimdiye kadar.. Ama başka çarem kalmadı galiba..
Şu andaki genel uyku tablomuz gece 11-12 civarı yatış, 6-7 uyanmadan sonra sabah 8-9 civarı kalkış, gündüz kısa süreli iki-üç uyku..
Yusufcuğun uyuyamasıyla ilgili çeşitli tezler var :)) Annemlere ve birçok büyüğe göre açlığından uyuyamıyordu ilk günlerde ve mama vermem için çok ısrar ettiler.. Ama Yusufcuğun uyanmasının nedeni o günlerde olduğu gibi hala açlık değil, bağırsak kökenli sorunlar.. Acıktığı için uyandığı zamanları çok rahat ayırdedebiliyorum çünkü o zaman doyana kadar emiyor, hemen dalmıyor.. Ama genelde uyksunda mızmızlanıp yatağın içinde dönmeye başlıyor ve öyle uyanıyor.. Sonrasında birkaç küçük "bırt, bırt.." sesi problemi açıklıyor zaten.. İki fırt çekip hemen dalıyor :)) Ben uzamış koliğe bağlıyorum bu durumu ve geçeceği günü iple çekiyorum..
Hiç mi uzun uzun uyumadı Yusufcuk?.. Hatırımda kalan sadece üç güzel anımız var bununla ilgili :)) İki günlükken dört saat, daha sonra da iki kere yedi saat uyumuştu aralarda hafif hafif uyanarak ama emmeden.. Her seferinde gittim geldim nefesini dinledim çocuğun, Allah korusun birşey mi oldu diye.. Ben alışkın değilim ki böyle şeylere.. Uzun uzun uyuyunca korktum valla..
Yusufcuğun uyumamasının en büyük yan etkisi benim de uyuyamamam.. Ben ki uyku için yemek yemeyi bile feda eden bir kişiliktim - yakinen tanıyanlar bilir- haliyle biraz zorluyor bu durum beni.. Uyuyamadıkça gergin ve tahammülsüz oluyorum maalesef :((
( Bu arada çok önemli not : Yusufcuk beni affetti, hatta tek dişiyle ısırmak suretiyle intikamını da aldı, ödeşmiş olduk :)) Parka bile götürdük biz oğlumu neşelensin diye.. )
İşte böyle.. Ana hatlarıyla bizde durum bu..
Oğlum bilse uyurken bu kadar güzel olduğunu belki uyur uzun uzun ama bilmiyor ki..




